Ana Menü

Yapı malzemelerinin parlayan yıldızı “paneller”

İnşaat sektörü ile birlikte büyük bir gelişme gösteren “yapı paneli” pazarı geleceğe güvenle bakıyor.

Gamze ÇALIŞKAN

Türkiye’nin en çok istihdam sağlayan sektörlerinin başında gelen inşaat sektöründe hareketlilik devam ediyor. İnşaat sektörü ile birlikte büyük bir gelişme gösteren “yapı paneli” pazarı geleceğe güvenle bakıyor. Yapı malzeme sektörünün parlayan yıldızı paneller, ısı, ses, su yalıtımı ve yangına karşı dayanıklılık göstermesi gibi özellikleri ile tercih ediliyor. Türkiye’de yıllık 12 milyar TL’lik panel kullanılıyor. Önümüzdeki dönemde söz konusu rakamın daha da artacağı öngörülüyor.

İnşaat sektörünün gelişmesi yapı malzemelerinin de farklılaşmasını ve gelişmesini sağlıyor. Yapıda kullanılacak ürünler, sağlam, uzun ömürlü, teknolojiyle uyumlu, montaj kolaylığı, fonksiyonel olma gibi özellikleriyle tüketici nezdinde ön plana çıkıyor. Paneller uygulama yapılan alana ısı, ses, su yalıtımı ve yangına karşı dayanıklılık göstermesi gibi özellikleri ile en çok tercih edilen malzemeler oluyor. İnşaatlarda çeşitli alanlarda kullanılabilen yapı panelleri inşaat sektöründe yıldızı parlayan pazarlar arasında yer alıyor. Panel sektörünün dünyada da, Türkiye’de de çok geniş bir sektör olması ve çok farklı özellikte panellerin bulunması pazarın büyüme potansiyelini artırıyor.

Sektör yetkilileri kuru duvar sistemleri olarak geçen ve mekan içinde kullanılan panellerde her zaman yalıtım özellikleri aranmadığını, kuru duvar sistemleri de ele alındığında büyük bir pazarın oluştuğunu vurguluyorlar. Sadece Türkiye’de yıllık 12 milyar TL’lik panel kullanımı olduğunu aktaran yetkililer, magnezyum oksit esaslı yapı levhaların dünya genelindeki hacminin ise 1 milyar dolara yakın olduğunu kaydettiler. Magnezyum oksit esaslı yapı levhalarının yeni bir ürün olduğu için hacminin katlanarak artacağı öngörülüyor. Sektörde çok fazla ürün ve farklı fiyat seviyesinin bulunmasının bir karışıklık ve algılama zorluğu oluşturduğuna dikkat çeken sektör yetkilileri, bu konuda sektörün ortak bir noktada buluşması gerektiğine vurgu yapıyorlar. Avrupa’da olduğu gibi üretim kriterleri herhangi bir yoruma açık olmadan, kanun koyucu tarafından denetlendiğinde, problemlerin önemli bir kısmının ortadan kalkacağı düşünülüyor.