Ana Menü

Türkiye Prefabrik Birliği 35 yaşında

Prefabrikasyon; büyük açıklıkların geçilmesine olanak tanıması, çok hızlı yapılması ve dolayısıyla yapının çabuk işletmeye alınabilmesi, beton kalitesinin kontrollü ve dayanımının yüksek olması, yerli girdi kullanılması nedeniyle diğer malzemelere göre daha ucuz olması gibi avantajları nedeniyle halen en fazla sanayi yapılarında yaygın olarak kullanılıyor.

Hüseyin SÖNMEZ

Prefabrikasyon; büyük açıklıkların geçilmesine olanak tanıması, çok hızlı yapılması ve dolayısıyla yapının çabuk işletmeye alınabilmesi, beton kalitesinin kontrollü ve dayanımının yüksek olması, yerli girdi kullanılması nedeniyle diğer malzemelere göre daha ucuz olması gibi avantajları nedeniyle halen en fazla sanayi yapılarında yaygın olarak kullanılıyor. Sanayi yapılarının yaklaşık yüzde 85’i prefabrikasyon teknolojisi ile yapılıyor. Hız özelliği, yüksek beton dayanımı ve kalitesinin kontrol edilebilmesi nedeniyle son dönemde savunma ve güvenlik yapılarında da prefabrikasyon kullanımı arttı.

Türkiye Prefabrik Birliği (TPB) Genel Sekreteri Dr. Cumhur Aydın, sektörün son zamanlarda yurt dışı pazarlara yoğunlaştığını kaydederek, TPB üyesi birkaç firmanın Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türki cumhuriyetlerde proje bazında üretim tesisi kurduğunu vurguladı. Üstyapı prefabrikasyon üretiminde 2018 yılının 3’üncü çeyreğinde yüzde 16, dördüncü çeyreğinde ise yüzde 32 azalma yaşandığını belirten Aydın, “2019 yılının ilk çeyreğinde de 2018’in aynı dönemine oranla benzer oranlarda azalmalar izlenmektedir. Esasen inşaat sektörünün diğer bileşenlerinde de paralel azalma oranları belirtilmektedir. Durumun 2019 yılının kalan döneminde başlayacak yeni bir iyiye ivmelenme ile 2020 yılının üretimde artışlar yaşanacağı bir dönem olması beklentisi korunmaktadır” dedi. Deprem Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’in Mart 2018 ayında Resmi Gazete’de yayınlandığını ve 2019 yılı başından itibaren yürürlüğe girdiğini hatırlatan Aydın, bu yönetmelikle gerek geleneksel betonarme, gerekse prefabrike betonarme taşıyıcı sistemlerinin hesap esaslarının değiştiğini aktardı. Aydın, DÜNYA İnşaat Dergisi’nin sorularını şöyle yanıtladı:

- Birliğinizin faaliyetleri ve odaklandığı alanlar hakkında bilgi verir misiniz?

AYDIN: Sektörün meslek örgütü olan TPB, 1984 yılında kurulmuştur. Birliğin amacı, ülkede prefabrikasyonu tanıtmak ve yaygınlaştırmak, teknolojik altyapısını oluşturmak, mesleki ilerleme ve dayanışmayı sağlamak suretiyle üyelerinin teknik ve ekonomik gelişmelerini ulusal çıkarlar doğrultusunda yönlendirmektir. Birlik, bu amaç doğrultusunda çeşitli bilimsel, teknik etkinlikler düzenleyip tanıtım faaliyetlerinde bulunmaktadır. Meslek içi eğitim çalışmaları, sektörle ilgili araştırma ve geliştirme çalışmaları, yönetmelik, şartname ve kılavuz hazırlama çalışmaları, öğrenci bursları ve öğrenci proje yarışmaları, teknik seminer ve sempozyumlar, süreli-süresiz teknik yayınlar, bu çerçevede sayılabilecek önemli faaliyet alanlarıdır. TPB, bütün bu faaliyetleri ile gerek ülke içinde gerekse uluslararası platformda beton prefabrikasyon konusunda önemli ve saygın bir referans kuruluş olarak tanınmaktadır.

- Sektörünüzü değerlendirir misiniz? 2019 yılında sektörün gelişimini nasıl görüyorsunuz?

AYDIN: Prefabrikasyon sektörü, üye kuruluşlarımızdan aldığımız bilgiler çerçevesinde, üstyapı prefabrikasyon üretiminde 2018 yılının 3’üncü çeyreği ile 4’üncü çeyreği arasında yüzde 16 azalma, son çeyreğin, bir önceki yılın son çeyreğine kıyasla yüzde 32 azalma yaşadığı bir dönemle 2019 yılına girmiştir. 2019 yılının ilk çeyreğinde de 2018’in aynı dönemine oranla benzer oranlarda azalmalar izlenmektedir. Esasen inşaat sektörünün diğer bileşenlerinde de paralel azalma oranları belirtilmektedir. Durumun 2019 yılının kalan döneminde başlayacak yeni bir iyiye ivmelenme ile 2020 yılının üretimde artışlar yaşanacağı bir dönem olması beklentisi korunmaktadır.

- Yeni ‘Bina Deprem Yönetmeliği’nin uygulanmasına başlandığı bu ilk dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

AYDIN: Deprem Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik, ilgili bilim adamları ve uzmanlardan oluşan bir komisyon tarafından yeniden oluşturulmuş Mart 2018 ayında Resmi Gazete’de yayınlanmış, 2019 yılı başından itibaren de yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelikle gerek geleneksel betonarme, gerekse prefabrike betonarme taşıyıcı sistemlerin hesap esasları değişmiştir. Birliğimiz, Teknik Komitesi bu değişikliklerle ilgili olarak şimdiye kadar biri Ankara’da tüm üye kuruluşlarımız temsilcilerine diğeri İzmir’de Ege Bölgesi’nde konuşlu prefabrikasyon üretim yapan kuruluş teknik temsilcilerine olmak üzere iki teknik seminer gerçekleştirmiştir. Ayrıca İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi'nde de talep üzerine bir başka eğitim etkinliği düzenlenmiştir. Yeni yönetmeliğin daha iyi kavranmasına ve varsa revizyon gereksinimlerinin saptanmasına yönelik bu etkinlikler sürdürülecektir. Aynı çerçevede yeni Bina Deprem Yönetmeliği’ne referansla beton prefabrikasyon projelerinin tasarım ilkelerinin değerlendirildiği ‘Beton Prefabrikasyon El Kitabı” Ekim 2018 tarihinde basımı tamamlanmış ve üyelerimiz ile sektör teknik temsilcilerine dağıtımı yapılmıştır. Bu yayının yeni hazırlanmakta olan çözümlü bir örnek projenin yer alacağı kitapla desteklenmesi planlanmaktadır.

- Sektörlerin prefabrik kullanımı ne düzeyde?

AYDIN: Prefabrikasyon büyük açıklıkların geçilmesine olanak tanıması, çok hızlı yapılması ve dolayısıyla yapının çabuk işletmeye alınabilmesi, beton kalitesinin kontrollü ve dayanımının yüksek olması ve yerli girdi kullanılması nedeniyle diğer malzemelere göre daha ucuz olması gibi avantajları nedeniyle halen en fazla sanayi yapılarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Sanayi yapılarının yaklaşık yüzde 85’i prefabrikasyon teknolojisi ile yapılmaktadır. Hız özelliği, yüksek beton dayanımı ve kalitesinin kontrol edilebilmesi nedeniyle son dönemde savunma ve güvenlik yapılarında da prefabrikasyon kullanımı artmaktadır. Suriye ile aramızdaki sınırda yapılan duvar da dahil halen Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde önemli 10 karakol (prefabrik kalekol), iki kabul toplanma merkezi ve gözetleme kuleleri ile sınır duvarları prefabrik olarak ihale edilmiştir ve inşaatları tamamlanmıştır. Bu ihalelerin sürmesi beklenmektedir. Sektör üretiminin ağır ve hacimli elemanlardan oluşması nedeniyle düzenli bir ihracatı yoktur ancak bazı ürünler gelen talebe bağlı olarak ihraç edilmektedir. Sektör son zamanlarda daha çok yurt dışı pazarlarla bilgi ve beceri ihracatı kapsamında ilgilenmeye başlamıştır. Bazı Orta Doğu ülkelerinde, Kuzey Afrika’da ve Türki cumhuriyetlerde proje bazında üretim tesisi kurarak üretim yapan üyelerimiz bulunmaktadır.

- Pazarda ve sektörde Ar-Ge çalışmaları yeterli mi?

AYDIN: Üyelerimiz kendi ihtiyaçlarına bağlı olarak Ar-Ge çalışmaları yürütmektedirler, ancak bunlar kendi üretim ve ürün geliştirme faaliyetleri içinde yer alan çalışmalardır. Birlik ise sektörü ilgilendiren ve geniş etkisi olabilecek Ar-Ge çalışmaları içinde yer almakta ve sonuçlarını da üyeleri ve teknik kamuoyu ile paylaşmaktadır. Taşıyıcı elemanların ve cephe panellerinin bağlantıları konusunda Avrupa Birliği tarafından fonlanan ve Türkiye’den İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile Birliğimizin proje ortakları arasında yer aldığı iki araştırma projesi 2009-2015 yılları arasında tamamlanmıştır. Bunlardan “Safecast” isimli projenin sonuç raporu Türkçeye çevrilerek yayımlanmış ve proje bulguları sektörle paylaşılmıştır. Uluslararası projelere ek olarak, İTÜ ile geçtiğimiz yıl tamamlanan iki araştırma projesi yapılmış ve bu projelerden Deprem Yönetmeliği çalışmalarında yararlanılmıştır. Proje sonuçları ayrıca üye kuruluşlarla da paylaşılmıştır. Son bir yıl içinde ise TÜBİTAK’ın ilgili destek programlarına teklif edilen ve teklif edilmek için hazırlanan iki Ar-Ge projesinde İTÜ ve Dokuz Eylül üniversitelerinin ilgili bölümleriyle Birliğimizin ve seçilecek üye kuruluşlarımızın ortaklaşa çalışması söz konusu olacaktır.

- TSE ile TPB arasında imzalanan iş birliği protokolü hakkında bilgi verir misiniz?

AYDIN: TPB’nin yürütmekte olduğu faaliyetlerinin yanında en önemli ve etkin faaliyet alanı, TSE ile birlikte ortaklaşa prefabrike betonarme eleman üreten kuruluşlara uygulanan denetimidir. TSE ile TPB arasında imzalanan “İşbirliği Protokolü” uyarınca TPB ile TSE, birlikte üretici kuruluşları “Öndökümlü Betonarme Yapılar-Kalite Yönetim Sistemi-TSE K 118” sistemine göre denetlemekte ve belgelendirmektedir. Bu iş birliği kapsamında TPB proje denetimini, TSE ise üretim ve montaj denetimini üstlenmiştir. Uygulamada beş yılını tamamlamış olan sistem kapsamında birçok firma bu denetimden geçmiş ve TSE K 118 belgelerini almışlardır.

- Prefabrikasyonun avantajlarına baktığınızda şu anki yeri hakkında neler söylemek istersiniz?

AYDIN: Sektörün mevcut yapısında şu özellikler ortaya çıkmaktadır: Prefabrikasyonun inşaat sektöründeki pazar payı yüzde 7-8 arasında değişmektedir. GSMH’dan aldığı pay ise yüzde 0,2’dir. Prefabrikasyon teknolojisi yapı üretiminde en çok sanayi yapılarında kullanılmaktadır. Sanayi yapılarının yüzde 85-90’ı bu teknoloji ile yapılmaktadır. Sektör üretiminin yarısını yapı elemanı üretimi oluşturmaktadır. Altyapı işleri ile çevre düzeni elemanları üretimi de diğer yarıyı eşit paylaşmaktadırlar. Sektör üretimine en büyük talep özel sektörden gelmektedir. Kamu sektörünün pazar payı yüzde 25 dolaylarında ve daha çok altyapı inşaatlarına yöneliktir. Yakın zamanda edinilen bilgilere göre Almanya’da prefabrikasyon imalatta kullanılan beton payı ilk kez inşaat sektörünün diğer bileşenlerinde kullanılan beton miktarını geçmiştir. Kuşkusuz Avrupa ülkelerinin ekonomik durumları ile inşaat sektörlerinde prefabrikasyonun algısı ve Türkiye koşulları arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Ancak bütün unsurlar değerlendirildiğinde prefabrikasyonun getirdiği avantajlar dikkate alınarak inşaat sektöründeki payının arttırılmasına yönelik çaba ve beklentilerin bulunması gayet doğal ve yurt dışı gelişmelere paraleldir.

- Sektörün önünün açılması için devletten beklentileriniz neler?

AYDIN: Prefabrike beton sanayisinin sorunları ülkemiz sanayi sektörünün temel sorunlarından çok farklı değildir. Yetersiz denetim ve toplumda kalite talebinin olmaması nedeniyle ortaya çıkan haksız rekabet, kalifiye iş gücü eksikliği ve bu iş gücü ihtiyacının karşılanmasına yönelik eğitim programları eksikliği, kamu yatırımlarında hıza önem verilmemesi nedeniyle prefabrikasyonun kamu yatırımlarında kullanılmaması, firmaların kırılgan finansman yapıları nedeniyle Ar-Ge faaliyetlerine kaynak ayrılamaması ve gerekli önemin verilemeyişi, tanıtım ve pazarlamanın yetersizliği sektörün başlıca sorunlarıdır. Bu sorunlardan TPB’nin kendi olanakları çerçevesinde çözüm bulunabilecek olanları için Birliğin çeşitli girişimleri bulunmaktadır. Örneğin, meslek standardlarının belirlenmesi ve bir eğitim programı hazırlanmasına yönelik çalışmalarımız vardır. Sektördeki kalite ve denetim bilincini artırmak için meslek odaları ile iş birliği içinde periyodik seminerler düzenlenmektedir, tanıtım konusunda seçilen öncelikli hedef gruplarına yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Devletin müdahil olmasını gerektiren diğer konularda ise ilgili idarelere gerekli başvurular yapılmaktadır. Sektörün ana sorunu ve haksız rekabetin kaynağı olan denetimsizlik konusunda ise TSE ile başlayan iş birliği bu konudaki en önemli adımlardan birisidir.