Ana Menü

Nihat Özdemir: 2018’de çimento tüketimi ve üretiminin yüzde 5 büyümesini bekliyoruz

Türk çimento sektörünün çimento üretiminde Avrupa’da lider konumunda olduğunu, dünyada ise dördüncü sırda yer aldığını belirten Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, ihracatta ise dünyada ilk üç içerisinde bulunduğunu söyledi.

Gamze ÇALIŞKAN

Türk çimento sektörünün çimento üretiminde Avrupa’da lider konumunda olduğunu, dünyada ise dördüncü sırda yer aldığını belirten Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, ihracatta ise dünyada ilk üç içerisinde bulunduğunu söyledi. Özdemir, “Bu başarısıyla Türk çimentosu dünya çapında bilinirliğe, daha da önemlisi önemli bir güvene sahiptir” dedi. Türk çimento sektörünün, TÇMB üyesi olan ve olmayanlar dahil olmak üzere 2017 yılsonu itibariyle 83,5 milyon ton klinker kapasitesine sahip olduğunu ve söz konusu kapasiteyle 105 milyon ton eşdeğer çimento kapasitesine ulaşıldığını vurgulayan Özdemir, şunları kaydetti:

“Sektör 2017’de toplam tahmini 3 milyar dolar ciro; 530 milyon dolar ihracat geliri elde etmiştir. 2017 yılında 83 milyon ton çimento üretimi gerçekleştiren sektör, 75 milyon ton iç satış, 8 milyon ton ihracat gerçekleştirmiştir. Ayrıca 4,9 milyon ton klinker ihraç edilmiştir. Çimento sektörünün lider ihraç pazarı yüzde 44 pay ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dır (MENA). MENA bölgesini yüzde 24 payla ABD, yüzde 16 payla Afrika, (Orta ve Güney Afrika) ve yüzde14 payla Avrupa izlemektedir.” Sektörel büyümede bu yıl da kentsel dönüşüm ve konut inşaatlarının etkisinin olumlu olacağını dile getiren Özdemir, “Projelere ek olarak çimento kullanımının yoğun olduğu önemli bir kalem olan altyapı projelerinin son yıllarda olduğu gibi devam etmesiyle de 2018 yılında çimento tüketimi ve üretiminin yüzde 5 oranında büyümesini öngörüyoruz. 2018 yılında çimento ihracatının ise 2017 yılı ihracatıyla yaklaşık aynı seviyede olmasını bekliyoruz”  açıklamasını yaptı.

Teknolojinin gelişmesinin sektöre büyük katkısı olduğunu söyleyen Özdemir, teknoloji ile enerji ve kaynak verimliliği sağlayarak gerek üretim maliyetlerinin gerek çevresel sorunların azaltılmasına imkan sağlanacağını ifade etti. “Yeni teknolojileri özellikle proseslerine ve işletme yönetimine adapte edemeyen entegre çimento fabrikaları ve öğütme tesisleri, yüksek karbon salınımı, çok düşük enerji verimliliği ve yüksek maliyetlere bağlı olarak hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda rekabet güçlerini kaybedecek ve devre dışı kalacaklardır” diyen Özdemir, çimento sektöründe yeni sanayi devrimi olarak adlandırılan Endüstri 4.0’a adaptasyonun da temel hedefler arasında bulunduğunu aktardı. 

"Hammadde talebinde artış bekleniyor"

Türkiye’deki çimento fabrikalarının Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü (YEGM) Çimento Sektörü Kıyaslama Çalışması verilerine göre, 2016 yılında yaklaşık 130 milyon ton hammadde tükettiğini aktaran Özdemir, “Bunların 125 milyon tonu doğal malzemeler, yaklaşık 3 milyon tonu ise kömürle üretim yapan termik santrallerden, sülfürik asit üretiminden veya demir çelik endüstrisi atıklarından elde edilen doğal olmayan malzemeler ve EF tozlarıdır. Doğal kaynak verimliliğine katkı sağlamayı öncelikli hedefleri arasında gören sektör, 2010 yılında doğal hammadde ihtiyacının 288 bin tonunu mermer ve seramik endüstrisi atıkları, pirit külü, döküm kumu, alçı kırığı gibi alternatif hammaddelerden karşılarken, ikame miktarını 2016 yılında 1 milyon 160 bin tona yükseltmiştir. Önümüzdeki iki yıllık dönemde kapasite artışlarına bağlı olarak toplam hammadde talebinin yaklaşık yüzde 6 oranında artması öngörülmektedir” dedi.

“Beton yol ve bariyerler yaygınlaşmalı”

Özdemir, beton yol ve beton bariyerlerin önemine dikkat çekerek, TÇMB’nin beton yol ve bariyerlerin yaygınlaşması için çalıştığını belirtti. “Beton yollar, mevcut yollara göre daha uzun ömürlü ve sağlam yollardır. Alternatif yollar 3-5 sene içerisinde bakım gerektirirken beton yollar yapımından 15-20 yıl sonrasında bakım gerektirmektedir. Beton yolların tercih edilmesi durumunda, asfalt yolların yıllık bakım masrafı yerine üç yılda bir Avrasya Tüneli yatırım maliyeti kadar tasarruf yapmak mümkün olduğu gibi, ülkemizde bir yıl içerisinde asfalt uygulama süresi yılın 5-6 ayı hariç diğer zamanlarda yapılamamaktadır” diyen Özdemir, trafikte beton bariyer kullanımının yol güvenliğini artırdığını vurguladı.

TÇMB’nin milli ve yerli üretim olan, uzun ömürlü ve sağlam beton yollar konusunda yurt çapında üniversiteler ve yerel yönetimlerle iş birliği yaptığını belirten Özdemir, “Silindirle sıkıştırılmış beton yolların yapımını ve faydasını da ülke çapında duyurmaya devam etmekteyiz. Bu kapsamda TÇMB tarafından 'Silindirle Sıkıştırılmış Beton Yollar Tasarım Rehberi', 'Silindirle Sıkıştırılmış Beton Yollar Teknik Şartnamesi' ve 'Silindirle Sıkıştırılmış Beton Yollar Birim Fiyat Analiz ve Tarifleri' raporları hazırlanarak T.C. İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü web sitesinde yayınlanmıştır. Bu konu TÇMB’nin önemle üzerinde durduğu bir konudur. İlgili dokümanlar sayesinde beton yol yapımı için çalışacak uygulayıcılara kitap niteliğini taşımaktadır” ifadelerinde bulundu.

“Atık kullanım oranı yükseltilmeli”

Sektörün atık bertarafı konusunda da bilgi veren Özdemir, çöplerden üretilen yakıtla hem çevre açısından hem ekonomik açıdan birçok olumsuzluğun önüne geçilebileceğini belirtti. Özdemir, “Türkiye’nin yıllık çöp üretimi yaklaşık 28 milyon tondur. Bu çöplerden 7 milyon ton ek yakıt üretip çöpleri bertaraf etmek mümkündür. Çimento fabrikaları çöplerden üretilen ek yakıtı, belirli oranlarda, kömür ve petrol koku gibi konvansiyonel yakıtların yerine kullanabilir. Konvansiyonel yakıtlar göre kalori değeri daha düşük olmasına rağmen, çimento sektörünün ek yakıtlara belirli bir bedel ödemesi ile belediyelere gelir sağlanabilir. Çöplerden üretilen ek yakıt yaklaşık 3 milyon ton petrokok ithalatının ve cari açığın yaklaşık 300 milyon dolar/yıl azaltımına katkı sağlayacaktır. Bununla birlikte döngüsel ekonomi kapsamında alternatif yakıt kullanımı ile doğal kaynaklar korunarak fosil yakıtların yüzde 30 azaltımı mümkün olacaktır. Avrupa Birliği’nde çimento fabrikalarında atık kullanım oranı yüzde 30-40 civarında olup, bazı ülkelerde çok daha yüksektir. Atık temini sorunu çözüldükten sonra Türkiye’de de bu oranın Avrupa seviyesine gelmesi beklenmektedir” diye konuştu.