Ana Menü

Mehmet Öncel: Lojistik merkezi alüminyum sektörüne 150 milyon dolar katkı sağlar

İDDMİB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Öncel, Türkiye'de lojistik merkezinin olmasının sektöre 150 milyon dolarlık bir katkı sağlayacağını söyledi.

İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Öncel, alüminyum ve bakır sektörü için büyük ihtiyaç olan lojistik merkezinin yıllardır kurulmadığını söyledi. Türkiye’de artık bir lojistik merkezinin kurulmasının şart olduğunu belirten Öncel, “Türkiye kendisine yetecek ürünü üretemediği için maksimum alüminyum, bakır, çinko stoku var. Çünkü herhangi bir aksaklık olduğunda hammaddesiz kalıyor. Enerji sahalarının ortasında olan Türkiye, ancak böyle bir lojistik merkezle etrafımızda üretilen primer malzemelerin stoklarını muhafaza edebilir” dedi. 

“40 ülkede var Türkiye’de yok”

“Türkiye'de bir lojistik merkezinin olması alüminyum sektörüne 150 milyon dolarlık bir katkı sağlar” diyen Mehmet Öncel, Türkiye'nin alüminyumda 1 milyon 200 ton, bakırda 500 bin ton, kurşunda 150 bin ton gibi ciddi rakamlarla ithalatçı ülke olduğunu ifade etti. Enerjinin bol olduğu Ortadoğu, Rusya ve Orta Asya ülkelerinin bu tür madenleri ürettiğini kaydeden Öncel, “Bu ülkeler ürettiği ürünlerin belirli miktarını Türkiye'de satıyorlar, geri kalanını da diğer Avrupa ülkelerine gönderiyorlar. Bir lojistik merkezinin kurulmasıyla bu yolda ürün geçerken hem Türkiye'de dursun, Türkiye'nin ihtiyacında stoklanmış bir mamul olsun, hem de burada re-export yapılsın, Avrupa, Akdeniz çanağına hizmet etsin. Bunun sistemi de Türkiye'nin tek bir serbest bölge içerisinde lojistik merkez olması ve bu metallerin Londra Metal Borsası’na kote olmasıdır. Bu malzemelerin burada stoklanabilmesi için borsanın kabul ettiği LME depolarının açılması lazım. Bunların da kendisine has kuralları var. Bu eleme depolarındaki bütün malzemeler hangi ülkede olursa olsun aynı değerden satılmak zorunda, üzerine ilave bir bedel binmemesi lazım. Dünyada 40 ülkede açılmış 700'e yakın noktada LME deposu var, Türkiye'de yok. Bu depolar açılırsa ve Türkiye bir lojistik merkez olur” diye konuştu. 

“Metal koridoru olma potansiyelimiz var”

Türkiye’nin petrol ve doğalgazda bir enerji koridoru olduğuna dikkat çeken Mehmet Öncel enerjiye bağlı bu metallerde de metaller koridoru olabileceğini kaydetti. Öncel şunları söyledi: “Metal sektöründe güçlü olan her ülke LME deposu bulunduruyor. Dünyada ekonomilerin gelişmesi, kullanabildiği, nakledebildiği metallerle ölçülür. Hedeflerimize ulaşmak için metal sektörüne gerekli ilgiyi göstermemiz lazım, enerjimiz şu an yeterli olmadığından enerjisi bol olan ülkeler enerji kaynaklarının katma değerini artırmak için başta alüminyum olmak üzere üretimi çok enerji gerektiren bu metalleri üretiyorlar.”

“Fiyatı her gün değişen malzeme stokta tutulmaz” 

Alüminyum ve bakır gibi değerli metalleri kullanan firmaların bir senelik malzemeyi stokta bulunduramayacağını belirten Öncel, “Bakır sektörünün 15 günlük, alüminyum sektörünün bir aylık stoğu vardır, büyük tonajlarda çalışanlar için sermayeyi bağlamaları mantıksız. Bunlar fiyatı her an değişken olan gün içinde 10 ile 50 dolar oynayan metaller. Türkiye'de lojistik merkezi olması sektöre 150 milyon dolarlık bir katkı sağlar. Bunun için Körfez bölgesi tercih edilmeli. Çünkü Türkiye'de alüminyum, bakır ve buna benzer metallerin yüzde 50'sinden fazlası bu bölgede ikame eden firmalardan karşılanıyor. Lojistik merkezi yaklaşık 1,5 -2 yıl içerisinde kendini amorti ediyor. Sektör bunu senelerden beri istiyor. Bunun için Bakanlığa da gittik; gayret ve çalışmalar var ancak bir sonuca ulaşılamadı” dedi. 

“Savunma sanayi için zorunlukluk”

Alüminyum sektörünün 6,5 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını ifade eden Öncel şunlara dikkat çekti: “Ürünlerin yüzde 50'si iç piyasada tüketiliyor, geri kalan da mobilya sektörü de dahil ihraç ürünlerinin içerisinde kullanılıyor. Metaller, Türkiye'deki ihracatta büyük katkı sağlıyor. Bunların daha uygun maliyetlerle rekabet edebilmesi için lojistik merkezleri ve LME depoları şart. Çünkü malzeme güvenliği her ülke için büyük risk teşkil ediyor. Ülkeler kendi sanayileri ve kendi ihtiyaçlarına göre tedbir almak zorunda. Bu metaller aynı zamanda savunma sanayisinde kullanılıyor. Bu ihtiyaçlar savunma sanayimiz için de zorunluluk.”