Ana Menü

Kalekim, Ortadoğu ve Afrika’da etkinliğini artırmaya yoğunlaştı

Kalekim Genel Müdürü Altuğ Akbaş, Yapı kimyasalları alanında Türkiye'nin önde gelen markalarından Kalekim'in Ortadoğu ve Afrika'da açılımlar yapmayı hedeflediğini kaydetti.

GAMZE ÇALIŞKAN

Yapı kimyasalları alanında Türkiye'nin önde gelen markalarından Kalekim'in Ortadoğu ve Afrika'da açılımlar yapmayı hedeflediğini kaydeden Kalekim Genel Müdürü Altuğ Akbaş, "Özellikle Türkiye’nin yakın çevresi bizim için çok önemli. Ortadoğu ve Afrika’da farklı açılımlarla büyümek istiyoruz. Bir yandan da dünyaya entegre olarak, farklı coğrafyalarda üreten, o coğrafyanın insanlarına ürün satan ve onlardan alan bir yapı oluşturuyoruz. Bugün dünyanın pek çok yerinde güçlü bir dağıtım ağına sahibiz ve ürünlerimizi 70 ülkede tüketici ve profesyonellerle buluşturuyoruz. İhracatımızın yüzde 6’sını Avrupa Birliği ülkelerine, yüzde 35’ini Ortadoğu’ya, geri kalanını tüm dünyaya yapıyoruz. 2016 yılı dahil önümüzdeki dönemde bu bölgelerdeki faaliyetlerimizle birlikte Afrika’da da etkinliğimiz artacak" açıklamasını yaptı.

Türkiye'de yüzde 50'nin üzerinde bir pazar payına sahip olduklarını aktaran Akbaş, "Kalekim, üretim ve satış kapasitesi olarak Türkiye ve bölgesinde birinci, Avrupa’da ise 5’inci sıraya yerleşti. Ülkemizde yüzde 50’nin üzerinde pazar payına ulaşarak sektörde açık ara önde olan Kalekim, bulunduğu coğrafyada zirveye çıkmayı başarmış bir Türk şirketi olarak büyümeye devam ediyor. Yapı kimyasalları fabrikalarında yıllık toplam 700 bin ton yapı kimyasalı üretim kapasitesine sahip olan Kalekim, İstanbul'da bulunan Kale Boya ve Sıva işletmesinde yılda 100 bin ton boya ve sıva üretiyor. Kalekim, her türlü yapı kimyasalları, boya-sıva ile ısı ve su yalıtımı ürünleri üreterek yapı sektöründe öncülüğünü sürdürüyor. Ürün gamımızı, sektördeki trendleri ve tüketici ihtiyaçlarını gözeterek yeni ürünler ile genişletiyoruz" ifadelerinde bulundu.
"Laboratuvarımızda yaşlandırma cihazlarıyla dış cephe dayanım testi yapıyoruz"

Kalekim’i rakiplerinden ayıran en önemli özelliklerinden birinin Ar-Ge’ye yaptığı yatırımlar olduğunu vurgulayan Akbaş, "İnovasyon en önemli şirket stratejilerimizdendir. Ürettiğimiz ürünlerden, sunduğumuz hizmetlere tüm süreçlerimizde inovasyonun önemine inanıyoruz. Konusunda uzman bir ekibin görev aldığı Ar-Ge merkezimizde yüzlerce üründen oluşan; çimento, reçine, dispersiyon gibi kimyaları içinde barındıran; seramik uygulamaları, su izolasyon, ısı izolasyon, zemin sistemleri,boya, sıva, tamir harçları, yüzey hazırlık malzemeleri gibi çok çeşitli ürün gruplarını içeren, ürün gamının tüm geliştirme ve iyileştirme faaliyetlerini herhangi bir know-how transferi olmaksızın yürütüyoruz. Üniversiteler ve devletle projeler yürütebilmeyi sağlayan analiz araçlarımızla da çalışmalarımızı sürdürürken, aynı zamanda kalite ve müşteri memnuniyetini garanti eden Avrupa Standartları’na uygun testleri gerçekleştiriyoruz. Ürün geliştirme laboratuvarlarımızda ürün gruplarının Avrupa normlarına uygun olarak tüm testleri yapabildiğimiz gibi,üretim yapılan coğrafya neresi olursa olsun bölgedeki hammaddeler ile aynı kalitede ürünler formüle edebiliyoruz. Ayrıca laboratuvarımızda, dünyada sınırlı sayıda bulunan yaşlandırma cihazları ile ürünlerin dış cephe dayanımları test ediliyor. Uygulamalı araştırma laboratuvarımızda yapılan temel araştırma çalışmalarıyla ürün geliştirme çalışmalarına büyük destek sağlanıyor ve daha inovatif ürünler yapma potansiyelimiz ve ürün geliştirme hızımız giderek artıyor" diye konuştu.

"Tüm çalışanlarımızla çevreci yaklaşımı özümsedik"

"Kalekim olarak, 'Başka bir dünya yok, dünyayı kurtarabilmek için yapılacaklar çok' prensibinden hareketle, doğal kaynak kullanımında oldukça duyarlıyız. Atıklarımızı ayırıp tekrar doğaya kazandırma çalışmaları yapıyoruz" diyen Akbaş, çevre ve sürdürülebilirlik adına yaptıkları katkıları şöyle anlattı: "Dünyadaki gelişme ve sektörel gereksinimleri yakından takip eden şirketimizin, sektördeki başarısını ve saygınlığını sürdürebilmek adına çevre duyarlılığımız üst düzeyde devam ediyor. Çevre politikasını, üretim faaliyetleri ve destek süreçlerinde, çevreye karşı oluşabilecek olumsuz etkileri minimize etmek olarak benimseyen Kalekim, tüm çalışanlarıyla birlikte çevreci yaklaşımı özümseyerek hayata geçirdi. Kalekim olarak, çevre konusunda yürüttüğümüz başarılı çalışmalardan dolayı ödüle de layık görüldük. Isparta’daki Kalekim Tesisimizde sürdürdüğümüz çevreye duyarlı faaliyetlerimizin değerlendirilmesi sonucu, Isparta Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 2012 yılının 'En Temiz Sanayi Tesisi' seçildik."

"Ülkemizde ısı yalıtımı çevresel ve sosyal açıdan da değerlendirilmeli"

Isı yalıtımının ekonomik boyutunun yanında sosyal ve çevresel boyutunun da ele alınması gerektiğini vurgulayan Akbaş, "Ülkemizde yalıtım konusu, en fazla ekonomik boyutuyla öne çıkıyor. Oysa enerji tüketimini azaltıp israfı önlediği için, ısı yalıtımının çevresel ve sosyal açıdan da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kalekim olarak ısı yalıtımının önemine dikkat çekmeyi görev edindik. Çünkü son verilere göre, enerji tüketiminin yüzde 37’si binalarda gerçekleşiyor. Binalarda tüketilen enerjinin de yaklaşık yüzde 80’i ısıtma-soğutma için harcanıyor. Tüm gelişmiş ülkelerin önem verdiği gibi Türkiye’nin de en önemli sorunu, sürdürülebilir-yenilenebilir enerji elde etme ve bu enerjiyi verimli kullanmaktır. Gelecekte pasif enerjili veya sıfır karbonlu yeşil binalara kavuşmak istiyorsak zorlayıcı hedefler koymalı ve bu hedeflere ulaşacak uygulamaları hayata geçirmeliyiz" şeklinde konuştu. Avrupa standartlarına uygun, enerji tasarruflu binalara sahip olabilmek için kentsel dönüşüm projelerini bir fırsat olarak değerlendiren Akbaş, "Yeniden inşa edilecek tüm binalara ısı yalıtımı yaptırırsak ülke ekonomimize her yıl milyarlarca dolarlık katkıda bulunabiliriz. Isı yalıtımı ile ülke ekonomisi ve çevre kirliliğini önlemeye sağlayacağımız katkının yanında binamızın değerini de yükseltmiş oluyoruz. Büyüyen yapı sektöründe, enerji tasarruflu yapılar ve yeşil binalar, kullanılan malzemenin kalitesi gibi çok önemli gelişmeler var. Bunların hepsini bir araya koyduğumuz zaman, yüksek standartlara sahip malzemelerin kullanılması ile birlikte konut kalitesinin de artmasının, sektörümüz adına çok olumlu bir gelişme olduğunu görüyoruz. Tüketici açısından baktığımızda; ısı yalıtımı uygulamasının maliyeti, bir binanın toplam inşaat maliyetinin sadece yüzde 4’ü kadardır. Yalıtım sistemi, sağlanan tasarrufla birkaç yılda maliyetini karşılayıp, binanın ömrü boyunca tasarruf sağlamaya devam ediyor. Ayrıca binaların soğutma maliyeti, ısıtma maliyetine göre daha yüksek olduğundan mantolamayı sadece ısınma tasarrufu amaçlı düşünmemek gerekir. Kalekim olarak geliştirdiğimiz ısı yalıtımı sistemi ‘Kale Mantolama’ ile tüketiciler, doğalgaz ve elektrik faturalarında yüzde 50’ye varan oranlarda düşüş elde edebiliyor" dedi.

"Mantolamamızda 10 yıl garanti, iki yıl uygulama sigortası ve EKB Kalekim'den"

Yalıtım konusunda hayata geçirilen en önemli uygulamalardan birinin Enerji Kimlik Belgesi (EKB) olduğuna vurgu yapan Akbaş, 2017 yılına kadar tüm binalar için EKB alınmasının zorunluluğuna dikkat çekerek, "Biz de 10 yıl garantili ısı yalıtımı sistemi ile sektörde fark yaratan Kalekim olarak, ‘Kale Mantolama’ sisteminin uygulandığı binaları, ayrıca ‘EKB’ sahibi yapıyoruz. Böylece, mantolama ile yapıları koruma altına alırken, bina sahiplerine de ‘EKB’ hizmeti sunuyoruz" ifadesinde bulundu.

"Su yalıtımı binaları depreme karşı koruyor"

Deprem sırasında meydana gelen büyük yıkımların en önemli nedeninin korozyon (paslanma) olduğuna dikkat çektiklerini ve su yalıtımlı binaların artılırması yönünde çalışmalar yürüttüklerini aktaran Akbaş, "Ülkemizde su yalıtımı konusu hayati önem taşıyor çünkü korozyon nedeniyle yapılarımız depreme karşı dayanıksız hale geliyor. Su yalıtımı olmayan binaların taşıyıcı sistemi, korozyon (paslanma) nedeniyle 10 yıl içinde başlangıçtaki taşıma kapasitesinin yüzde 66’sını kaybediyor. Bu da binanın erken yaşlanmasına, en önemlisi de depremin yıkıcı etkilerine davetiye çıkarıyor. Binalara sızan su, korozyonla birlikte, insan sağlığına zararlı küf, mantar ve benzeri organik maddelerin oluşumuna sebep oluyor. Gerek yapı güvenliği, gerekse sağlık ve konfor şartları açısından binalarda mutlaka uygun malzemeler kullanılarak su yalıtımı yapılmasını öneriyoruz" şeklinde konuştu.