Ana Menü

İnşaat sektörü 2019 yılından umutlu

Yerel seçim süreçlerinin tamamlanması ve dolar ile faiz oranlarındaki normalleşmenin etkisiyle özellikle 2019 yılının ikinci çeyreğinden sonra inşaat sektörünün büyüme grafiğini artırması öngörülüyor. Sektörün, gelişen dünyaya hızla uyum sağlaması için güncel düzenlemelerle önü açılıyor.

Hüseyin SÖNMEZ 

Yıllık yaklaşık 1 milyon 400 bin konutun el değiştirdiği, demografik nedenlerden dolayı 650 bin adet yeni konut ihtiyacının sürdüğü Türkiye’de, gayrimenkul piyasası yavaş yavaş bir dengeye oturmaya başladı. 2018 yılında Türkiye genelinde 1 milyon 375 bin 398 adet konut el değiştirdi. Bu sayı 2017’de 1 milyon 409 bin 314 olarak gerçekleşmişti. Yaşanan ekonomik dalgalanmalara rağmen, 2018 yılı konut satışlarının 2017’ye oranla yüzde 2.4 azaldığını görülüyor. 2018 yılında konut kredisi faiz oranlarındaki artış ev sahibi olmak isteyenleri olumsuz etkiledi. Faiz artışı nedeniyle sektörde senetli satışlar ağırlık kazandı. Geliştirici firmaların, kampanyaların yanı sıra alıcılara kendi finansman modelleriyle faizsiz uzun vadeli seçenekler sunması da senetle yapılan satışların artmasında etkili oldu.

2018 yılında yaşanan kur artışı, yabancıların konut alımına olumlu yansıdı. Yabancılara konut satışı, 2018 yılında geçen yıla göre yüzde 78,4 oranında artarak tüm zamanların rekorunu kırdı. 2018 yılı boyunca yabancıya 39 bin 663 adet konut satıldı. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın önemli bir hamlesiyle, 1 milyon dolarlık gayrimenkul alan yabancıya vatandaşlık hakkı tanınması şartı 250 bin dolara indirildi. Yabancıya satış, aylık bazda 6 bin adede kadar yükseldi. 2018’de 40 bini bulan yabancıya satışı adedinin 60 bine taşınması ve yaklaşık 6 milyar dolarlık satışın 10 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor. Bu ciddi artışın 2019’da da sürmesini bekleniyor. Yerel seçim süreçlerinin tamamlanması ve dolar ile faiz oranlarındaki normalleşmenin etkisiyle özellikle 2019 yılının ikinci çeyreğinden sonra sektörün büyüme grafiğini artırması öngörülüyor. İnşaat sektörünün aktörleri, 2019 yılına yönelik öngörülerini DÜNYA İnşaat Dergisi’ne açıkladılar.

 

Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Feyzullah Yetgin:

“Sektör, büyümeye ve gelişmeye devam edecek”

“Yurt içi gayrimenkul piyasasının talep yönü konjonktürel olarak düşük olsa dahi, önümüzdeki bir-bir buçuk yıllık süreç içinde sektörün tekrar canlılık kazanacağı aşikar. Çünkü kentsel dönüşüm, nüfus artışı ve temel ihtiyaçlar nedeniyle Türkiye’deki konut talebi hiçbir zaman bitmez. Örneğin konut kredi faiz oranlarının yükseldiği bir dönemden geçiyoruz. Faiz oranının yüzde 2’nin altına inmesiyle bile sektörde tekrar hareketlilik başladığını gözlemliyoruz. İdeali, faiz oranının yüzde 1’in altında olmasıdır. Sektörde satışların, satın alma gücüne göre sürdürülebilir olması gerekiyor. Yeni Ekonomi Programı’na paralel bir şekilde sektörün tekrar hareketleneceğine inanıyoruz. Ayrıca fiyatların gayrimenkule büyük ölçüde yansıtılmadığını da göz önünde bulundurmak lazım. Son aylarda yeni işlerle ilgili sektörde ruhsat alımları azaldı. Bu durum, önümüzdeki birkaç ay içinde maliyet baskısıyla fiyatların artabileceğini gösteriyor. Çünkü talep, gerek nüfus artışı gerekse kentsel dönüşüm ve göçler nedeniyle artarak devam edecek. Bugün kentsel dönüşüm sürecinde ele alınması gereken 6 milyona yakın riskli yapı var. Aynı zamanda yıllık 650 bin adet bandında konuta ihtiyaç var. Bu açıdan konut sektörünün önü açık ve önümüzdeki yıllara odaklanmamız lazım. Ayrıca yabancıya konut satışı konusunda, 2018’de 40 bini bulan yabancıya satışı adedini 60 bine taşıma ve yaklaşık 6 milyar dolarlık satışı 10 milyar dolara çıkarma hedefimiz var. Bu çerçevede 2019’a daha olumlu bakıyoruz. Yabancıya yapılan satışları, normal ihracata göre kıyasladığımızda çarpan etkisi anlamında ülkemize çok daha fazla katkı sağlıyor. Biz yabancıya satış işlemlerinin, ihracat kalemi olarak değerlendirilmesini ve bu anlamda bazı teşviklerin verilerek sektörün önünün daha da açılmasını bekliyoruz. Bu yönde görüşlerimizi kamu yetkililerine arz ettik. Hedefimiz yabancıya satışları 2019 yılında daha da artırmak. Yeni düzenlemelerle, mevcut sorunların aşılması için önemli adımlar atan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm Bakanlıkların da destekleriyle gayrimenkul sektörü, içinde bulunduğu süreçten güçlenerek çıkacaktır. Daha önce olumsuz faktörlere karşı dirençli olduğunu kanıtlayan Türkiye ekonomisinin, orta-uzun vadede atağa kalkacağına ve eskisinden çok daha güçlü bir konumda olacağına inanıyorum. Milli ekonomimize katkı sağlayan gayrimenkul sektörü, 2019 yılı ve sonrasında da büyümeye ve gelişmeye devam edecektir. Biz sektör temsilcileri olarak, 2019 yılında daha proaktif olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Yurt dışında düzenlenecek önemli fuarlara, organize ve hazırlıklı bir şekilde iştirak edeceğiz. GYODER olarak, bugüne kadar çok sayıda uluslararası fuara ve toplantıya katılarak, Türkiye gayrimenkul sektörünü temsil ettik ve ülkemizin tanıtımına katkıda bulunduk. Bu fuarlarda sektör temsilcileri ile birlik olduk, yan yana bir duruş sergiledik. Yabancıya satış düzenlemesi yapıldığında ilk çalışmamız, yabancıların yanlış yönlendirilmesini önlemek oldu. GYODER olarak hazırladığımız, ‘How to Buy Property in Turkey’ kitapçığıyla Türkiye’de yabancıların gayrimenkul sahibi olabilmesinin yollarını göstermeye çalıştık. Tüm bu çalışmalarımızı, gayrimenkulün ülkemizin önemli bir ihracat kalemi olduğuna inanarak gerçekleştirdik. Bu kitapçığın Almanca versiyonunu da hazırlıyoruz.”

 

Türkiye Müteahhitler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Yenigün:

“Türk müteahhitlerin efsane pazarı Libya geri dönüyor”

“Libya’nın Türk müteahhitlerinin 1972 yılında yurt dışına çıktıkları ilk ülkedir. O tarihten bugüne kadar toplam 28.9 milyar dolar proje bedeli ile müteahhitlerimizin en çok iş üstlendiği 3’üncü ülke Libya’dır. Yaşanan iç karışıklıklar öncesinde Libya’da firmalarımızca yıllık 4 milyar dolara varan bir iş hacmi yakalanmıştır. Dolayısıyla Libya, geçmişte olduğu gibi bugün de gelecekte de bizler için önem taşımaktadır. Türk müteahhitler, son yıllarda yaşadıkları sorunlara rağmen Libya’ya dönmek ve kaldıkları yerden işlerine başlamak arzusundalar. Libya’da firmalarımızın yarım kalmış projelerinin toplam tutarı 19 milyar dolardır. Tahsil edilmemiş hak ediş alacakları 1 milyar dolar, teminat tutarı 1.7 milyar dolar ve makine, ekipman gibi envanter ile diğer zararlar toplamı ise 1.3 milyar dolar civarındadır. Halen firmalarımızca teminat mektupları için yılda 50 milyon dolar komisyon ödenmektedir. Ticaret Bakanımız Ruhsar Pekcan ve Libya Planlama Bakanı Taher Jehaimi başkanlığında gerçekleştirilen Ortak Çalışma Grubu Toplantısı’nda imzalanan Mutabakat Zaptı ile müteahhitlerimizin Libya’da yaşadığı sorunların çözümü için üç ay içinde bir yol haritasının ortaya konacak olmasının karara bağlanması son derece önemlidir. Çalışmaların, uzun süredir askıda kalmış sorunlarımızın çözüme kavuşturulması yönünde önemli bir adım olacağına inanıyoruz.”

 

Artaş İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Çetinsaya:

“2019 toparlanma yılı olacak”

“2018’e inşaat sektörü genelinde baktığımızda; döviz kurları ve kredi faiz oranlarındaki dalgalanmaların etkilerini görüyoruz. Kurlardaki dalgalanmalar yerli yatırımcıların bir kısmını bekleme durumuna geçirirken yabancı yatırımcılar nezdinde durum aksine bir seyir izledi. Türkiye’den konut yatırımı yapan yabancıların sayısı geçtiğimiz yıla kıyasla artış gösterdi. Burada tabi ki; yabancı yatırımcılara tanınan vatandaşlık hakkı için minimum yatırım tutarının 250 bin dolara çekilmesinin de büyük etkisi oldu. Sektörümüzün ülkemize döviz girdisi sağlama noktasında oluşturduğu bu katkıdan dolayı memnuniyet duyuyoruz. Öte yandan KDV oranları ve tapu harçlarında sağlanan indirimlerin olumlu dönüşlerini gördük. Bu tarz teşviklerin devamlılığının olması sektör açısından büyük önem arz ediyor. Yıl içinde zaman zaman yükselen kredi faiz oranları ise son dönemde düşüş trendine girdi. Bu durum özellikle yerli yatırımcı açısından memnuniyet verici. Yerli satışların da bu gelişme paralelinde artacağını ümit ediyoruz. Konut satış verilerine baktığımızda geçtiğimiz yıla kıyasla genelde bir düşüş yaşandı. Bu noktada doğru yerde doğru proje geliştiren firmalarda bu etkinin çok hissedildiğini söyleyemeyiz. İçinde bulunduğumuz piyasa ortamına kıyasla memnun edici bir satış grafiği yakaladık. Satış rakamlarında her ne kadar düşüş yaşansa da inşaat sektörü 2018’i ekonomimize katkı sağlayarak tamamladı. 2019 yılının ise ekonomimiz ve sektörümüzün satış rakamları açısından bir toparlanma yılı olacağı kanaatindeyim. 2019 yılının gerek ekonomimiz, gerekse inşaat sektörü açısından geride bıraktığımız yıla kıyasla çok daha hareketli olacağı aşikar.”

 

İhlas Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Celep:

“Hükümetimiz sektöre önemli destekler sağladı”

“2018’de konut sektörünü canlı tutma adına büyük çaba sarf edildi. Kurdaki dalgalanmaya paralel olarak ülke ekonomimizin içinden geçmekte olduğu bu zorlu süreci atlatmak adına hükümetimiz de sektöre önemli destekler sağladı. En son, yabancı yatırımcının vatandaşlık hakkını elde edebileceği gayrimenkul alım bedelini 250 bin dolara düşürmesi, KDV ve tapu harcında indirim oranlarının devamı sektörü canlı tuttu. Gayrimenkul sektörünün canlılığını sürdürmeye yönelik yapılan bu gibi çalışmaların kısa zamanda etkilerini hep birlikte gördük. Sağlanan desteklerle hem ekonominin çarklarının dönmesi, hem de ilk iki çeyrekte inşaat sektöründe büyümenin devamı sağlanmış oldu. İnşaat sektöründeki daralmaya rağmen, ülkemiz üçüncü çeyrekte 1.6 büyüme performansı sergiledi. Hükümetimizin uluslararası alanda sağladığı güçlü ekonomik ilişkiler ve dış yatırım çekme potansiyeli Türkiye’nin 2019’a güçlü bir şekilde girdiğini gösteriyor.”

 

Invest İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Bahattin Uçar:

“Aktif bir yıl yaşayacağız”

“2018 yılı gayrimenkul sektörü açısından kur dalgalanmalarının getirdiği bir yavaşlamayla geçti. Maliyetlerde oluşan artışın yanı sıra döviz kurlarındaki hareketliliğin yatırımcıları bekleme sürecine yönlendirmesi konut satışlarında bir azalma oluşturdu. Konut piyasası açısından hareketliliğin azaldığı bir dönemde kendi projelerimiz tarafında tablo memnun ediciydi. Dövizde yaşanan bu hareketliliğe karşın hükümetin aldığı bir dizi çalışma oldu. Tabi satışlara yönelik yapılan bu çalışmalar hareketlilik de sağladı. KDV ve tapu harcı oranlarının düşürülmesinin yanı sıra yabancı yatırımcıların 250 bin dolar değerinde gayrimenkul alımlarında tanınan vatandaşlık hakkı da satışlara ciddi bir katkı oluşturdu. Nitekim 2018 yılı, yabancıların gayrimenkul alımında rekora imza atılan bir yıl oldu. İnşaat sektörü ülkemizin lokomotif sektörüdür. Bu anlamda hükümetimizin desteği ve çalışmalarına ek olarak müteahhit firmalar olarak bizler de üzerimize düşen görevi yerine getiriyoruz. Satışlarda yaşanan düşüş, sektörün dinamiklerini sarsacak bir etkiye sahip değildi. Önümüzdeki yılın inşaat sektörü açısından çok daha aktif geçeceğine inanıyorum."

 

Tüfekçioğlu Grup Yönetim Kurulu Başkanı Yücel Tüfekçioğlu:

“Teşvikler devam etmeli”

“2018 yılında 1 milyon 375 bin 398 konut satıldı. Konut satışlarında ise en yüksek paya İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirler sahip. Genel olarak yıl içerisindeki ipotekli konut satışlarına baktığımızda zaman zaman genel satış rakamları oranında düşük paya sahip olduğunu gördük. Bu da yükselen konut kredisi faizleri nedeniyle kredili konut satışlarına olan talebin azaldığının bir göstergesi. Öncelikle 2018 yılını değerlendirecek olursak döviz kurundaki dalgalanmalar ve ekonomideki belirsizlikler nedeniyle bu yıl sektörümüz için durgun geçti. 2018 yılında kimsenin tahmin bile edemeyeceği planlanmış bir ekonomik saldırıyla karşı karşıya kaldık. Hükümetimiz tarafından alınan acil önlemler neticesinde iş dünyasına sağlanan SGK, KDV ve tapu harç indirimi ile normalleşme sürecine girildi. İnşaat firmaları da üzerine düşeni yerine getirdi ve karlarından fedakarlık ederek maliyetlerdeki artışı fiyatlara yansıtmak yerine çeşitli kampanyalar geliştirdi. Sunulan indirim kampanyalarının yanı sıra peşinat oranlarının düşürülmesi ve vadelerin uzatılması, son olarak bankaların konut kredi faiz oranlarını psikolojik sınır olan yüzde 1’in altına çekmesiyle sektörde hareketlilik sağlanmış oldu. 2019 yılındaki yerel seçimlerin yapılması ve ikinci çeyrek ile birlikte ekonomide bir iyileşme bekliyoruz. Ayrıca faizlerin yüzde 1’in altındaki seyrin devam edeceği kanaatindeyiz. Ekonominin lokomotifi inşaat sektörünün desteklenmeye devam edilmesi gerekiyor. Konut talebinin devam etmesi ve sektörün canlılığını koruması için verilen teşviklerin dönemsel olarak değil süreklilik sağlaması açısından beklentilerimiz mevcut. Yurt içi siyasi ve ekonomik gelişmelerin yanı sıra yurt dışı dinamikler de çok etkili olduğu için ekonomik göstergeler veya piyasalara ilişkin tahminde bulunmak çok zor. Genel gidişat itibariyle gerek vergi indirimleri, gerekse de kur ve petrol fiyatlarındaki artışın hız kesmesi nedeniyle enflasyonun önümüzdeki dönemde düşüş trendinde olacağını inanıyoruz. Türkiye ekonomisi açısından 2019 dengelenme yılı olacaktır. Döviz kurlarının seyrini ise küresel likiditenin gelişmekte olan ülkelere olan ilgisi ve faizlerin seviyesi belirleyecek.”

 

Şua İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Nimetullah Kaya:

“Bekle-gör yaklaşımındaki tüketici 2019’da harekete geçecek”

“2019 yılında yerel seçimlerin ardından özellikle ikinci çeyrek sonrasında dolardaki hareketlilik ve faiz oranlarının normalleşeceğine inanıyoruz. Enflasyonla mücadele için gerçekleştirilen çalışmalarla birlikte açıklanan enflasyon hedeflerinin hayata geçirilmesi durumunda Türkiye ekonomisinin olumlu yönde seyredeceğini ve bu seyrin inşaat sektörüne de pozitif katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Yeni düzenlemeler ve kalıcı teşvikler için atılmaya devam edecek adımların etkisiyle şu anda bekle-gör yaklaşımı içinde olan tüketicilerin ve yatırımcıların 2019 yılında özellikle de seçim döneminden sonra harekete geçeceğini öngörüyoruz. Türkiye yüzölçümünün yüzde 92'si ve nüfus yoğunluğun yüzde 95'i deprem kuşağında bulunmaktadır. Resmi verilere göre yaklaşık 20 milyonluk yapı stokunun 7,5 milyonu riskli durumda olması nedeniyle kentsel dönüşüm çalışmalarına acilen hız verilmesi gerekmektedir. Türkiye gibi genç nüfusa sahip, evlenme ve çocuk sahibi olma ve dolayısıyla yeni ya da daha geniş bir eve ihtiyaç duyulma oranı yüksek, aktif deprem kuşağında yer aldığı için deprem yönetmeliğine uygun olarak inşa edilmiş yeni konutlara taşınma ihtiyacı bulunan bir ülkede konuta olan talebin bitmesi mümkün değil. Özellikle prim potansiyeli yüksek bölgelerden gayrimenkul alımı değerli ve sürdürülebilir bir yatırım aracı olduğu için yerli ve yabancı yatırımcıların konuta olan ilgisinin 2019 yılında da artarak devam edeceğini düşünüyoruz.”

 

Özyurtlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Özyurt:

“Öz kaynağını kullanan şirketler kazanacak”

“2018 yılı, krizi yönetebilen firmalar açısından iyi geçti. Geçtiğimiz yıl, firmaların kendisini test etmesini ve öz kaynaklarını gözden geçirmesini sağladı. Borcunu kontrol edebilenler ayakta durabildi. Gelir gider dengesini doğru yönetebilenler yoluna daha sağlıklı devam edebildi. 2018, her sektörde olduğu gibi gayrimenkulde de ders çıkarma yılı oldu. Bundan böyle, şirketlerin de öz kaynaklarına döndüğü ve öz kaynakları bünyesinde iş yaptığı bir döneme giriyoruz. Satyap devri bitti. Yap-sat devri başladı. 2019 yılında öz kaynağı güçlü olan şirketler kazanacak. Türkiye ve dünya özüne, öz kaynaklarına dönecek. Çünkü son 15 yıldaki para bolluğu bitiyor. Bu durum şirketlerin de özüne dönmesine sebep olacak. Şirketlerin özüne dönmesi öz kaynakları kadar iş yapması anlamına geliyor. 2018 yılı maliyetlerin arttığı, satış fiyatlarının dip yaptığı bir dönem oldu. Yerli yatırımcı açısından ciddi bir daralma yaşandı. 2018'de sektör dibi gördü. Bunun birinci nedeni, tamamen faizlerin yüksek olması. Peşin parayla alacak olanların parasının bankada olması ve iyi faiz getirisi konutu ikinci plana itti. İkincisi, kredi faizlerinin çok yüksek olup üçe katlaması. 2018 yılında 500 bin lira kredi alacak kişinin geri ödemesi 1,5 milyon liraya çıktı. Dolayısıyla kredi alacak kesim gayrimenkulden uzaklaştı. Yerli müşterinin konut almaması nedeniyle durgunluğa giren sektörde, yabancıya hitap eden projeler yara almadı. Sektör olarak da firma olarak da yerli yatırımcının yerini yabancılarla doldurmaya çalıştık. Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Başakşehir ve Büyükçekmece'ye yabancı ilgisi var."

 

Beyttürk Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Uğurcan Barman:

“2019 yılının parlayan yıldızı ‘Güney Marmara’ olacak”

“Konut alımında özellikle yabancı yatırımcıların Bursa ve Yalova bölgelerine kaydığını görüyoruz. Bu durum Marmara Bölgesi’nin güney kısmında yer alan Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’nin, İstanbul, Bursa, İzmir gibi metropollere yakın olmasından kaynaklanıyor. Osmangazi Köprüsü sonrasında Yalova ve Bursa’da satışlar arttı. Yeni organize sanayi ve konut alanları ile geleceğin yıldızı Güney Marmara olacak. Başta Kuveyt olmak üzere Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden Yalova ve Bursa’nın modern evlerine büyük ilgi var. Araplar, bu şehirlerin havasını ve yemeklerini çok sevdi, tarihi ve turistik mekanlara büyük ilgi duymaktalar. Konut sektörünün Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biridir. Hükümetin son dönemlerde yaptığı düzenlemeler ile hem ihracat yapıyoruz hem de mal bizde kalıyor. Buraya gelenler ülkeye döviz getiriyor, alışveriş yapıyor. Kısacası bu işten herkes karlı çıkıyor.”

 

Endeksa.com Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Görkem Öğüt:

“Gayrimenkule yasal düzenlemeler ve imar barışı damgasını vurdu”

“2018 yılında konut fiyatları İstanbul’da yüzde 4,91, Ankara’da yüzde 8,86, İzmir’de yüzde 11,47, Bursa’da yüzde 12,89 ve Antalya’da yüzde 19,86 artış gösterdi. Endeksa verilerine göre 2018 yılı sonunda İstanbul’da ortalama konut satış fiyatı 441 bin 600 TL, geri dönüş süresi 20 yıl; Ankara’da ortalama konut fiyatı 225 bin TL, geri dönüş süresi 18 yıl; İzmir’de ortalama konut fiyatı 338 bin 400 TL, geri dönüş süresi 21 yıl; Bursa’da ortalama konut fiyatı 269 bin 544 TL, geri dönüş süresi 19 yıl; Antalya’da ise ortalama konut fiyatı 241 bin 320 TL, geri dönüş süresi 21 yıl olarak gerçekleşti. Endeksa’ya göre 2018 yılı sonunda ortalama değerlerle Türkiye’de konut büyüklüğü 123 metrekare, konut satış fiyatı 285 bin 852 TL, kira bedeli bin 456 TL ve konut yatırımının geri dönüş süresi 17 yıl. 2018 yılında Türkiye’de konut fiyatları en fazla artan iller ise Edirne, Aydın ve Muğla oldu. Edirne’de yüzde 32,07, Aydın’da yüzde 28,64, Muğla’da yüzde 22,42 artış görüldü. Güncel verilere göre Edirne’de ortalama konut fiyatı 211 bin 200 TL, geri dönüş süresi 19 yıl; Aydın’da ortalama konut fiyatı 257 bin 280 TL, geri dönüş süresi 23 yıl; Muğla’da ortalama konut fiyatı 475 bin 640 TL, geri dönüş süresi 25 yıl. Yabancılara yapılan konut satışları ise 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 78,4 oranında arttı. Yabancılara konut satışında ilk sırayı 14 bin 270 konut ile İstanbul, ikinci sırayı 7 bin 938 konut ile Antalya aldı. Antalya'yı 2 bin 720 konut satışı ile Bursa ve 2 bin 133 konut satışı ile Ankara izledi. 2018 yılı gayrimenkul sektöründe Kanal İstanbul, yeni metro güzergahları, 1915 Çanakkale Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu, İstanbul Havalimanı gibi önemli ulaşım ve altyapı projelerinin gayrimenkul değerine etkisi ile imar barışı, taşınmaz ticareti hakkında yönetmelik ve tapu işlemlerinde değerleme raporu zorunluluğu gibi pek çok önemli değişikliğin gündemde olduğu bir yıl oldu. Özellikle taşınmaz ticareti hakkında yönetmeliğin ve tapu işlemlerinde değerleme raporu zorunluluğu getirilmesinin sektörün düzenlenmesi için çok önemli gelişmeler olduğunu düşünüyoruz. 2018 yılında gayrimenkul sektöründe göze çarpan bir diğer önemli gelişme ise yabancılara yapılan konut satışlarında bir önceki yıla göre yüzde 78,4 artış olması. Yabancıların konut alımı yaptıkları şehirlerde önemli değer artışları görüldü. Örneğin yabancıların en fazla konut aldığı 2‘nci şehir olan Antalya’da yüzde 19,86, en çok konut alınan 3‘üncü şehir olan Bursa’da ise yüzde 12,89 değer artışı görüldü.”

 

Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan:

“İhracat ivme kazandı”

“İnşaat sektörü 2019 yılına, biriken yapısal sorunları ile girdi. Bu çerçevede inşaat ve konut sektörlerinde talep ve finansman tarafında süreli ve geçici destekler yerine, kalıcı bir dengenin kurulması için yeni politikalara ihtiyaç duyuluyor. Nitekim TÜİK İnşaat Sektörü Güven Endeksi verileri, sektördeki zayıflamanın devam ettiğini ortaya koyuyor. Mevcut destekler sadece konut sektörüne yönelik talebi geçici olarak artıran önlemlerden oluşuyor. Ayrıca konut kredilerine dayalı olarak bankaların varlığa dayalı menkul kıymet ihracı gerçekleştiriliyor. Ancak esas sorunun, inşaat firmalarının borç yükünde ve bozulan mali yapılarından kaynaklandığı görülüyor. İnşaat sektöründe geri dönmeyen krediler ile ilgili olarak bir yeniden yapılandırmaya ihtiyaç duyuluyor. İnşaat sektörü, mevcut koşullar ve mali yapıları ile faaliyetlerini sürdürmekte zorlanıyor. Şimdiye kadar alınan önlemlerin de doğrudan inşaat sektöründeki firmaların mali yapılarını iyileştirmeye yönelik olmadığı görülüyor. Varlığa dayalı menkul kıymet ihraçları, bankaları rahatlatan bir uygulama. Esas ihtiyaç, inşaat firmalarına taze finansman girişi sağlanmasıdır. Bu çerçevede, inşaat firmalarının konut satışlarından elde ettikleri kıymetli evraka dayalı olarak çıkarabilecekleri varlığa dayalı menkul kıymetler uygulamasının daha yararlı olacağını düşünüyoruz. İpotek finansman kurumu gibi görev yapacak Kalkınma Bankası’nın bu ihraçları satın alması veya satışlara tam garanti vermesi yöntemlerinin de kullanılması gerektiğine inanıyoruz. İçinde bulunduğumuz süreçte, yapısal reformla istikrarlı bir ekonomi programının sürdürülmesi, iç ve dış politikada kararlı duruş, ihracatın teşvik edilmesi gibi faktörler, tüm sektörleri ve milli ekonomimizi olumlu etkileyecektir. Aynı zamanda yeni finansman modellerinin uygulanmasının hedeflendiği inşaat sektörünü mali açıdan rahatlatacak finansman modellerinin, inşaat malzemeleri sanayisini de direkt etkileyeceğini söyleyebiliriz. İnşaat malzemeleri sanayisi, Türkiye'nin en yüksek katma değerini üreten sektörleri arasında yer alıyor. Çünkü ağırlıklı taşa-toprağa dayalı, kendi maden yataklarımızdan elde edilen madenlerin işlendiği bir sektörü temsil ediyoruz. Otomotiv de dahil en yüksek katma değeri biz sağlıyoruz. 2017 sonu itibarıyla otomotiv, tekstil ve hazır giyimden sonra en yüksek ihracat yapan üçüncü sektör, inşaat malzemeleri sanayisi oldu. Türkiye’nin toplam 115 milyon tonluk ihracatının neredeyse üçte birini, inşaat malzemeleri sanayisi gerçekleştiriyor. 2014'te 22,1 milyar dolara kadar yükselen ihracatımız, 2015’te 17,7 milyar dolara, 2016’da daha da gerileyerek 16 milyar dolara düştü, 2017’de ise tekrar yükselişe geçerek 17,3 miyar dolara ulaştı. 2018 yılında, iç pazarda inşaat işlerimizin önceki yıllara göre yavaşlamasının ardından sanayicilerimiz çok çabuk hareket ederek ihracata yöneldi. Ekonomik dalgalanmaların yaşandığı 2018 yılında, iç pazarda inşaat işlerimizin önceki yıllara göre yavaşlamasının ardından, sanayicilerimizin çok çabuk hareket ederek eskiye oranla daha fazla ihracata yöneldiğini söyleyebiliriz. İnşaat malzemeleri sanayicileri geçmiş yıllarda da hep iyi ihracat rakamlarını gerçekleştirmiş, her zaman ilk üç sektör içinde yer almıştır. 2018’de özellikle yılın ikinci yarısından itibaren ihracat ivme kazandı. Yılın son aylarına baktığımızda inşaat malzemeleri sanayisi, 1,92 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiği kasım ayının yanı sıra, aralık ayında da iyi bir performans gösterdi. İnşaat malzemeleri sanayisinde 2018 yılsonu itibarıyla fiili 20,63 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. 2019 yılı hedefimiz ise en az 22 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmek olacak.”

 

Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Tufan Ünal:

“Çimento sektörü yüzde 3 büyümeyi hedefliyor”

2018 yılı hem dünya hem Türkiye ekonomisi açısından çok kolay bir yıl olmadı. Özellikle küresel piyasalardaki likidite sıkışması ve buna bağlı olarak ağustos ayında döviz kurlarındaki yükseliş uzun süredir düşük ve istikrarlı seyreden enflasyon oranının yükselmesine neden oldu. Ekonomideki bu dalgalanmanın yarattığı tüketici psikolojisi ihtiyaçların ertelenmesini beraberinde getirdi. Bu da gayrimenkul satışlarına ve yatırımlarına yavaşlama olarak yansıdı. Bu yavaşlama çimento sektörünü de etkiledi. Bununla birlikte çimento sektörü üretimden vazgeçmeyerek ihracata ağırlık verdi. 2017 yılında 80,5 milyon ton üretim yapan sektörümüz, 2018 yılı Kasım ayı verilerine göre üretimini 68,3 milyon tona ulaştırdı. 2018 yılında ihracata hız kazandırarak Türkiye’yi Avrupa’ya en yüksek çimento ihracatı yapan ülke haline getirdik. Dünya listesinde ise dördüncü sıraya yükseldik. 2019 yılı da iç tüketim kadar ihracata da ağırlık vereceğimiz bir yıl olacak. 2019’u ülkemiz hedefleriyle paralel olarak yüzde 2-3 bandında bir büyümeyle tamamlayacağımızı öngörüyoruz. Çimento sektörünü, ülkeye döviz kazandıran stratejik sektörlerden biri olarak konumlamayı hedefliyoruz. Ülkemizin çimento ihtiyacını tamamen yerli ham madde kullanarak karşılayabiliyor olmakla kalmayıp, üstüne ihracat yapan sektörümüz, Suriye’den Gana’ya, Amerika’dan Fildişi Kıyısı’na çimento ve klinker ihracatı gerçekleştirerek oldukça geniş bir ihracat ağına erişmiş bulunuyor. Bu doğrultuda 2018 yılında yaklaşık 13,7 milyon ton klinker ve çimento ihracatı gerçekleştirdik. 2019 yılında hedefimiz, 2018 yılı ihracat rakamlarımızın üzerine çıkmak ve ülkemize daha fazla döviz girdisi sağlamaktır. Türk çimento sektörü, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da küresel ölçekteki gücünü koruyarak yoluna devam edecektir.”

 

ERMCO ve Türkiye Hazır Beton Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık:

“İnşaat sektöründe planlı, kapsamlı bir model hayata geçirilmeli”

“Küresel kriz sonrası Türkiye ekonomisinin yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 6,8 iken inşaat sanayinde bu oran yüzde 11,1’dir. 2014 ve 2015 hariç, kriz sonrasındaki sekiz yılın altısında inşaatın büyüme oranı Türkiye ortalamasının üzerinde olmuştur. Bu yönüyle son sekiz yılda inşaat sektörü Türkiye’de muazzam bir performans ortaya koymuştur. Bu performansa bağlı olarak inşaat sektörünün 2016 ve 2017 yıllarında milli gelir içindeki payı ilk defa yüzde 8,6’ya yükselmiştir. 2011’de yüzde 7’ler, 2013’te ilk defa yüzde 8’leri gören bu oran 2017 yılında zirve yapmıştır. 2018 yılının ikinci çeyreğinden itibaren işler ne yazık ki tersine dönmüştür. 2018’in ilk çeyreğinde inşaat sektörü yüzde 6,7, ikinci çeyreğinde yüzde 1 büyüme göstermiştir. Ülke genelindeki büyüme oranları birinci ve ikinci çeyrekte yüzde 7,2 ve yüzde 5,3'tür. Üçüncü çeyrekte Türkiye ekonomisi yüzde 1,6 büyürken inşaat sektörü - yüzde 5,3 daralmıştır. Son çeyrekte de, her ne kadar yıl tamamlanmamış olsa da, pozitif bir büyüme oldukça zor görünmektedir. İnşaat sektöründeki bu yavaşlama, doğrudan hazır beton sektörünü de etkilemiştir. İnşaat sektöründeki gelişmeleri düzenli olarak takip ettiğimiz Hazır Beton Endeksi çalışmamızla, nisan ayında inşaat sektöründe işlerin tersine döndüğünün maalesef ilk sinyallerini aldık ve bunu paylaştık. Nisan ayından bu yana hazır beton sektörünün imalatı, inşaata paralel olarak istenilen seviyeden uzak görünmektedir. Yılın ikinci yarısında, inşaat sektörünün Türkiye’nin büyümesine pozitif katkı yapmasını beklemiyoruz. Türkiye ekonomisi pozitif büyümeyi, en iyimser tahminle 2019 yılının ikinci çeyreğinde, daha olası bir ihtimal ile ikinci yarıdan sonra elde edebilir olacaktır. Yılsonunda süresi biten belirli sektörlerde ÖTV ve KDV indirimlerinin 2019 yılının ilk üç ayında da uygulanacak olması, ekonominin canlanması açısından alınan yerinde kararlardır. İnşaat sektörü açısından son uygulamaya konulan, kamu bankaları aracılığıyla konut kredisi faizinin yüzde 1’in altına çekilmesi uygulaması da piyasada önemli bir etki yaratmayacaktır. Her şeyden önce inşaat sektöründe planlı, kapsamlı bir modelin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Çevre ve Şehircilik Bakanımız tarafından çalışmalarına başlandığı açıklanan Mekansal Strateji Planı, planlama için doğru bir başlangıç olabilecektir. Bu plan ile sanayiye arazi ihtiyacının giderilmesinden başlayıp şehirlerin yeniden şekillendirilmesine kadar geniş bir çerçevede planlama yapılabilecektir. 2 milyondan fazla kendine bağlı kayıtlı istihdamı olan ve diğer etkilediği sektörler ile bu rakamı çok çok yukarılara çeken inşaat sektöründeki geriye gidişi durduracak, yalnızca üst segment konut projeleri üzerine kurulu bir oyun planı yerine inşaatın bütününe yönelik bir yol haritasının uygulanması yerinde olacaktır.”

 

Türkiye İş Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Merih Özgen:

“İş makinaları ihracatı yaklaşık yüzde 35 arttı”

“Kur oynaklığı ve faizlerdeki yükselmeler 2018 yılında piyasaları önemli ölçüde etkiledi. Bu durum özellikle karar alıcıların yatırım ve üretim gibi konularda olumsuz yaklaşım sergilemesine neden oldu. Maliyetlerde döviz kurundan kaynaklanan artışlar yaşandı. Başta inşaat olmak üzere sektörümüzün müşterisi olan diğer sektörlerde küçülmeler oldu. Müşteri finansmanının kısıtlanması ve aşırı pahalanması gibi nedenlerle, iş makinaları sektöründe bir önceki yıla kıyasla yüzde 40 mertebelerinde daralma meydana geldi. Bu daralma 2018’in ikinci yarısında daha da belirginleşti. Aylık karşılaştırmaya baktığımızda son iki çeyrekte maalesef yüzde 80’lere kadar varan bir oranda karşımıza çıktığını gördük. Sektörde bu daralmaya tepki olarak kaçınılmaz şekilde kısmi küçülmeler ve üretim/operasyon azaltmaları söz konusu oldu. İç pazarda satın alma gücü düştü. Talep daralmasının, sektörümüzde üretim yapan firmaları ihracata yönlendirmesi sonucu iş makinaları sektörünün 2018 yılındaki ihracatı 2017 yılına göre yaklaşık yüzde 35 oranında artış göstererek 1 milyar 111 milyon dolar civarında gerçekleşmiştir. 2019 yılının da zorlu geçeceğini tahmin ediyoruz. Talepteki daralma ivmesi azalarak devam edebilir. Sektördeki firmaların küçülme ve/veya operasyonlarını azaltma stratejisi uygulamaları söz konusu olabilir. Keza konsolidasyonlar da gündeme gelebilir. Üretici firmaların ihracat çabalarının önemli ölçüde artış göstermesini ve bunun doğal sonucu olarak da 2019 yılı için sektör ihracatında rekor denebilecek kayda değer artış olabileceğini bekliyoruz. Sektörümüzün geleneksel pazarları Avrupa, Orta Doğu, Rusya, Orta Asya ve başta kuzeyi olmak üzere Afrika. Son yıllarda Güney Amerika ve Avustralya kıtaları da buna eklendi. Güney Amerika’da önemli ölçüde inşaat ve altyapı projesi yürütüldüğünden iş makinalarına duyulan ihtiyaç arttı. Bu gelişme, rotamızı Güney Amerika’ya çevirmemizi tetikleyen unsur oldu. Hindistan ve Çin Halk Cumhuriyeti ise global pazarın önemli bir kısmını oluşturuyor. Çin, açık ara dünyanın en büyük iş ve istif makinaları pazarı. Kentsel dönüşüm projelerinin ve Green Air hareketinin başladığı ülkede Batı menşeili makinalara duyulan ihtiyaç ve satın alma eğilimi artıyor. Bu nedenle Çin’in, üretici firmalarımız için hem pazardan pay alma hem de ihracat yapma açısından önemli bir potansiyel taşıdığını düşünüyoruz.”

 

Çatı Sanayici ve İş Adamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Adil Baştanoğlu:

“Çatı sektörü 2019’da iyileştirme ve renovasyon projeleriyle büyümeyi hedefliyor”

“2019’da iyileştirme ve renovasyona ağırlık verilmesi gerekiyor. Kentsel dönüşüm nedeniyle yenilenme yavaşladı. Yıkılması şart olmayan binalar güçlendirilmeli. Bu piyasanın da canlanmasına katkı sağlar. Avrupa Birliği’nde yenileme pazarı büyüklüğünün 109 milyar euro ve bu pazarın neredeyse yarısını Almanya, Fransa ve İtalya oluşturuyor. Yenileme pazarı, toplam inşaat sektörünün yüzde 57’sini oluştururken, bu oranın yüzde 65’i konutlarda gerçekleşiyor. Türkiye’de ise 10 yıl önce yaklaşık 12 milyar dolar olan yenileme pazarı 2017'de 6 milyar dolara geriledi. Bu rakamlar da 95 milyar dolarlık iç pazarın yüzde 7’si anlamına geliyor. Oysa bu rakamların, yaklaşık yüzde 25 civarında olması bekleniyor. Yeni Ekonomi Programı’nın (YEP) genel ve sayısal hedefleri, inşaat sektöründe de yavaşlama olacağını gösteriyor. Öncelikle özel tüketim harcamalarında 2019 yılında yüzde 2 büyüme öngörülüyor. Buna göre hane halklarının harcamalarında sınırlı bir büyüme olabilir. İnşaat sektöründe de 2019 yılında en fazla yüzde 2 büyüme olacağına işaret ediliyor. 2019 yılında kamu yatırımlarında ise yüzde 36,1 daralma öngörülüyor. Programın kamu mali disiplini hedefi çerçevesinde en çok kamu yatırımlarının etkilenmesi bekleniyor. Kamu yatırımlarında gerileme, kamu altyapı ve inşaat harcamalarında da önemli bir küçülme anlamına geliyor. Bu hedefleri ile Yeni Ekonomi Programı, inşaat sektöründe 2019 yılında küçülme yaşanma olasılığını dahi içeriyor. Bu duruma göre inşaat sektörü ve çatı sektöründe de 2019 yılında durağan bir yıl geçirmesi beklenebilir. Tabii renovasyon projelerinin Türkiye genelinde devam edeceği de öngörülüyor. Yakın ve komşu pazarlarda göreceli iyileşme ile AB pazarı ihracat artışına katkı sağlamaktadır. Döviz kurlarındaki artış da ihracata destek veriyor. Önümüzdeki yıl Binalarda Enerji Performansı (BEP) ile ilgili yeni gelişmeler olabilir. Ancak BEP’in tüm detaylarının ve denetim mekanizmalarının, tüm işlerliği devreye sokularak uygulanması büyük önem taşıyor. Avrupa Parlamentosu’nun yayımladığı BEP direktiflerine göre 31 Aralık 2020 tarihinden itibaren bütün yeni binaların sıfıra yakın enerjili yapı olması planlandı. Ülkemizin de gecikmeden bu tür yenilikçi yaklaşımlarla geleceğini enerji etkin şekillendirmesi önem arz ediyor. Kentsel dönüşümün 2019’da bu kapsamda ele alınması daha çok gündeme gelebilir. Bakanlık tarafından yapılan açıklamaya göre, yılda 300 bin konutun dönüşmesi hedefleniyor. Bugüne kadar dönüşüm projelerinde başta kredi desteği olmak üzere 8.5 milyar TL kaynak aktarıldığı, gelecek 20 yılda 6.7 milyon bağımsız bölümün dönüşmesi gerektiği belirtiliyor. 2019'da bakanlığın TOKİ, Emlak Konut ve İller Bankası ile kentsel dönüşüm ve sosyal konut alanlarında yeni projeler geliştirmesi bekleniyor. İnşaat arsa ve rant, aşırı lüks veya lüks görünümlü durumundan çıkarıp bu bir yükselen, bir düşen eğriyi akılcı ve ihtiyaca dayalı inşaat yapılması şekline döndürebilirsek sektörün daha stabil hale geleceğini düşünüyorum. Yüksek marjlı inşaat yapıp satmak peşinde olan fakat mesleği layıkıyla teknik ekonomik ve estetik anlam da yapmayan kişi ve kuruluşlardan zarar görüyoruz. Ayrıca kent içinde bütünleşik düşünmeden yani tüm alt yapı, (temiz su, pis su, trafik vb.) ve hatta olası büyük afetleri bile dikkate almadan yapılan, parsiyel büyük yerleşim odaklı binalar veya bina bloklarının şehirde faydadan çok zararı oluyor. Şehirlerimizin belli bir disiplinle imar planlarını uygulayabilmeleri gerek.”