Ana Menü

Ekonomide “bekle-gör” yerine, “harekete geçilebilir” dönemi başlıyor

Bu yılın ilk yarısında, dövizdeki dalgalanmalar, nakit sıkıntısı, yüksek faiz oranları, yerel seçimler, dünyadaki gelişmeler gibi birçok nedenden dolayı ekonomide ciddi daralmalar yaşansa da, yılın ikinci yarısından itibaren ve özellikle son çeyrekte piyasaların yeniden hareketleneceği öngörülüyor.

Bu yılın ilk yarısında, dövizdeki dalgalanmalar, nakit sıkıntısı, yüksek faiz oranları, yerel seçimler, dünyadaki gelişmeler gibi birçok nedenden dolayı ekonomide ciddi daralmalar yaşansa da, yılın ikinci yarısından itibaren ve özellikle son çeyrekte piyasaların yeniden hareketleneceği öngörülüyor.

Yılın ikinci yarısından itibaren özellikle Kurban Bayramı’ndan sonra piyasaların yukarı yönlü bir ivme kazanmaya başlayabileceğini anlatan Lidya Grup Yönetim Kurulu Danışmanı Rıza Başoğlu, “Son aylarda iş hacminde yaşanan daralmalar, iş dünyasının ‘yatırım yapma’ özlemini artırdı ve yoğun bir iş yapma isteği olduğunu gözlemliyoruz. Özetle, iş dünyasının yatırım iştahına ek olarak, faizlerin düşmeye başlaması, seçim gündeminden çıkılması, turizm sektörü başta olmak üzere bazı sektörlerdeki canlanmalar, ekonomide ‘bekle-gör’ dönemi yerine, ‘harekete geçilebilir’ döneminin başlayabileceğine işaret ediyor. Buradaki sıkıntı, öngörülebilirlik ve sürekliliğin olmamasıdır.  Nitekim, FED’in 2019 yılı için faiz indirimi sinyallerini vermesi ve dünyadaki nakit bolluğu, ülkemiz dahil birçok ülkeye daha cazip fiyatlardan para akışını sağlama imkanı sunmaktadır. Bu da ülke olarak verdiğimiz istikrarlı ve güvenli görüntüye bağlıdır” dedi.  

 

“Üretmezseniz, tüketemezsiniz. Tüketmezseniz, üretemez ve büyüyemezsiniz”

Ekonomideki gelişmeleri değerlendirmeyi sürdüren Başoğlu, konuşmasına söyle devam etti: “Az önce ifade ettiğim üzere, eylül ayı itibariyle bir canlanmanın olacağını öngörmüştük, bu öngörümüz devam ediyor ve yılın son çeyreğinin hareketli geçeceğini değerlendiriyoruz.  Bilindiği üzere, ekonomik ve yönetsel alınan kararların, artı veya eksi neticeleri, bir sonraki devreye yansıyor. Son dönemlerde piyasalardaki olumlu yöndeki kıpırdanmanın etkisini de, yılın son çeyreğinde yaşayacağız. Bu gelişimde, olumlu siyasi yaklaşımlar, yüksek likidite hacmi ve faizlerin düşmesinin rolü olacak. Önümüzdeki dönemde, Türk Lirası’nın alım gücünün artacağı öngörülüyor ve bu da piyasalara tüketim ayağında canlanma getirecek. Çünkü hepimiz farkındayız ki, üretmezseniz, tüketemezsin. Tüketmezseniz, üretemez ve büyüyemezsiniz. Bu bir döngü. Özetle, hangi şartlarda olursa olsun, üretmek ve geliştirmek zorundayız. Bu veriler ışığında, dijital baskı makineleri sektörünü değerlendirdiğimizde de şunları söyleyebiliriz. Ekonomideki daralma ile birlikte, geçtiğimiz aylarda ilave makine yatırımı yapılması veya makinelerin yenilenmesi kararları ertelenmişti. Ancak önümüzdeki dönemde, ekonomiye olan güven, piyasaların yeniden canlanması ve son kullanıcı taleplerinin artmasıyla, yatırımlar gerçek kapasitelerinde kullanılabilmeye başlanacaktır. Büyüme hedefi olan firmalar, piyasada yaşanan daralmanın sonucu küçülen yapıların pazar paylarını da dikkate alarak ekipman yatırımlarını geliştirecektir.” 

“Günü kurtarma endişesi, geleceği kaybettiriyor”

Güçlü organizasyon ve güçlü sermaye yapısına sahip olmayan firmaların, “günü kurtarma” eylemlerinin olumsuz sonuçlarının altını çizen Rıza Başoğlu, “Olası bir ekonomik krizde, güçlü sermayeye sahip olmayan işletmeler, günü kurtarmaya çalışıyorlar. Günlük kaygılar ile de maliyetlerinin çok altında zararına satışlar yapabiliyorlar. Bu durum, hem firmanın yarınlarını riske atarken, hem de piyasadaki fiyat istikrarını bozarak, diğer işletmelere de zarar verebiliyor. Özetle, günü kurtarma kaygısıyla hareket eden firmaların zararına yaptıkları satışlar, işletmenin hem bir çıkmazın içine girmesine ve ardından küçültmesine neden olabiliyor. Bu olumsuzlukları yaşamamak için şirketlerin kendi finansal verilerini detaylıca analiz etmeleri gerekiyor. İşletmeler, gelirlerini, giderlerini ve gerçek maliyetlerini bilmelidirler. Ülkemizde paranın maliyetinin yüksek ve değişken olması, ciddi riskleri de barındırabiliyor. Bunun profesyonelce yönetilmesi gerekiyor. Ayrıca, her kurum, müşteri hacimlerini, müşterilerin ödeme alışkanlıklarını ve borçlarını v.b gibi müşterileriyle ilgili süreçleri de analiz etmelidirler. İşletmeyle ilgili yapılan analizin yanı sıra, dünyadaki siyasi ve finansal gelişmeleri izlemek de önemlidir. Eldeki verilerin ışığında da, işletmenin yol haritası hazırlanabilir ve böylece yöneticiler önlerini daha iyi görebilirler. Bunlar sağlanınca şirketler,  var olan değerlerini daha etkin yönetirler, gereksiz yatırımlardan kaçınabilirler ve nakit akışlarını pozitif yönde sağlamayı gerçekleştirirler. Özetle, paranın hesabını doğru hesapladıklarında, gelecekteki olası olumsuz sürprizlerden de daha az etkileneceklerdir. Aksi taktirde, az önce de ifade ettiğimiz gibi, günü kurtarma eylemi günü kurtarırken, işletmenin yarınları tehlikeye sokulmuş olabilir” şeklinde konuştu.