Ana Menü

DOKA’nın sırrı: Yeni ürün, mühendislik hizmeti ve Ar-Ge

Doka Kalıp-İskele Genel Müdürü Ender Özatay, “Bizim başarımızın en önemli unsurundan biri her zaman müşteri odaklı bir yaklaşıma sahip olmamız. Her müşterimizin projesine özel çözümler sunabilen güçlü bir mühendislik ekibimiz, müşteri taleplerini anlayan ve en hızlı şekilde dönüş yapan geniş bir satış ekibimiz bulunuyor” dedi.

Kalıp-iskele sektörünün önde gelen firmalarından Doka, inşaat sektöründe ihtiyaç duyulan tüm kalıp ve iskele sistemi taleplerine yönelik gereken uygun ürün çözümlerini ve mühendislik hizmetini sunuyor. Son dönemlerde yoğun olarak alt-üst yapı projelerine ve endüstriyel yatırımlar gibi komplike çözümler ve sistemler gerektiren projelere odaklanan firma, büyük projelerde sunduğu kalıp-iskele sistemleri ve mühendislik çözümleriyle firmalara hem güvenli çalışma ortamı hem de maliyet avantajı sağlıyor. Doka, yeni piyasaya sunduğu ve sunacağı yeni sistemlerle farklı projelere ve pazarlara da hizmet vermeyi amaçlıyor.

Doka Kalıp-İskele Genel Müdürü Ender Özatay, 2019 yılında müşteri odaklı yaklaşımlarını koruyarak, iş güvenliği ve hızı ön planda tuttukları sistemlerle kalıp-iskele sektörünün gelişimine katkıda bulunmayı hedeflediklerini söyledi. Projelere özel çözümler ve mühendislik hizmeti sunduklarını ifade eden Özatay, “Hali hazırda zaten çok geniş ve her talebe adapte edilebilen bir ürün gamımız var. Fakat gelişen ve değişen talepler bizim de ürün portföyümüzü daha da genişletmemizi sağlayabiliyor. Şirketimizin yakın zaman önce piyasaya sunduğu CFT hareketli köprü konsol kalıp sisteminin yanı sıra özellikle bazı ihracat pazarlarında talep göreceğini düşündüğümüz monolitik kalıp sisteminin satışına bu yıl başlayacağız. Monolitik kalıp sistemimizin yüksek nüfus yoğunluğu olan coğrafyalarda hızlı yapıma elvermesi nedeniyle özellikle az katlı konutlarda talep göreceğine inanıyoruz” diye konuştu.

Özatay, Türkiye’nin en büyük ve en zorlu projelerine kalıp-iskele tedarik ettiklerini ve mühendislik çözümü sunduklarını kaydederek, yurt içinde İstanbul Havalimanı, Osmangazi Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu, Ankara-Sivas YHT Viyadüğü, Eyite Viyadüğü, Kömürhan Köprüsü, Swissotel, Vakıfbank, Tem Medya Merkezi, Skyland, Point Bornova, Sinpaş Bomonti Queen, Kuzu Kumru gibi sayısız projede yer aldıklarını aktardı. Doka’nın sektördeki başarısının en önemli unsurlarının başında müşteri odaklı bir yaklaşıma sahip olmasının geldiğini belirten Özatay, “Her müşterimizin projesine özel çözümler sunabilen güçlü bir mühendislik ekibimiz ve müşteri taleplerini anlayarak en hızlı şekilde dönüş yapan geniş bir satış ekibimiz bulunuyor. Ayrıca, Türkiye’nin her yerine ürünlerimizi 24 saatte ulaştırabilen başarılı bir tedarik zincirine ve operasyon ekibine sahibiz” dedi. Özatay, Doka’nın faaliyetlerini ve geleceğe yönelik hedeflerini DÜNYA İnşaat Dergisi’ne anlattı.

 

DOKA’nın kuruluşundan bugüne kadar olan hikayesini kısaca anlatır mısınız?

ÖZATAY: 1868 yılında Avusturya'da ahşap işletme atölyesi olarak faaliyete başlayan Doka, bugün beş kıtada 70’ten fazla ülkede 160 satış ve lojistik merkezi ve 7 bin çalışanı ile sektörde marka bilinirliği ve güvenilirliği en yüksek olan uluslararası bir kalıp ve iskele firmasıdır. Doka Kalıp İskele AŞ olarak Türkiye’de ve bize bağlı ülkelerde her türlü üstyapı ve altyapı projelerinde kullanılan endüstriyel kalıp sistemlerinin satış, kiralamasını yapıyor, gerekli mühendislik ve bakım & onarım hizmetlerini veriyoruz.

Firmanızı bugünlere getiren en önemli faktör nedir? Şirketin kaderini değiştiren gelişmeler neler oldu?

ÖZATAY: Müşterilerimize “en güvenli” ve “en hızlı” kalıp&iskele sistemlerini sunarken, müşteri odaklı yaklaşımımızı koruyarak gelişimine odaklanmamızdır. Doka, sektöründeki teknolojik gelişmelerin öncü firmasıdır. Bunun yanı sıra firma olarak, müşterilerimize sadece kalıp-iskele tedariki değil aynı zamanda projelere özel mühendislik çözümleri de sunan güçlü bir mühendislik firmasıyız. Çok geniş ve her talebe adapte edilen ürün gamımız ve güçlü mühendis ekibimiz bizi sektörün öncü firması haline getiren en önemli etkenlerdir.

DOKA’nın Türkiye serüvenini anlatır mısınız? Türkiye pazarına ne zaman giriş yaptınız?

ÖZATAY: Doka, Türkiye’ye ilk olarak 1985 yılında temsilcilik açılarak giriş yapmıştır. Bu 1999 yılına kadar farklı firmaların bu temsilciliği devam ettirmesiyle sürmüştür. 1999 yılında Avusturya Doka kendi firması olan Doka Kalıp İskele San. ve Tic. AŞ’yi kurmuştur. 2008 yılında Gebze’de 17 bin metrekare alan üzerine kurulan Doka’nın en gelişmiş tesislerinde 100 milyon TL tamamı ödenmiş sermayesiyle faaliyetlerini devam ettirmektedir. Şirketimizin yüzde 100 hissedarı Umdasch ailesidir.

Faaliyetleriniz, üretim tesisleriniz, depolarınız ve ürün çeşitleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Bugünkü büyüklüğünüz nedir?

ÖZATAY: Yapı sektöründe ihtiyaç duyulan tüm kalıp ve iskele sistemi taleplerine yönelik gereken uygun ürün çözümlerini ve mühendislik hizmetini sunuyoruz. Son dönemlerde de yoğun olarak alt-üst yapı projelerine ve endüstriyel yatırımlar gibi komplike çözümler ve sistemler gerektiren projelere odaklandık. Büyük projelerde sunduğumuz kalıp-iskele sistemleri ve mühendislik çözümlerimiz ile firmalara hem güvenli çalışma ortamı hem de maliyet avantajı sağlıyoruz. Ayrıca yüksek katlı binalar için sunduğumuz otomatik tırmanır kalıp sistemlerimiz ile inşaatların her hava koşulunda vinçten bağımsız şekilde ilerlemesini sağlayarak, inşaatlardaki kat çıkma hızlarını artırıyor ve projelerin maksimum güvenlik ve hızla planlanan bitiş tarihlerinden erken bitirilebilmesini sağlıyoruz. Bir diğer ürünümüz olan Xclimb 60 Koruma Perdesi ile her yükseklikte güvenli ve kesintisiz çalışma imkanı sağlıyoruz. Betonarme yapıyı çepeçevre hiçbir boşluk olmadan kaplayan sistemimiz sayesinde şantiye personelini ve kullanılan ekipmanın yüksekten düşmesini engelliyor, aynı zamanda çalışanları ve betonu rüzgar ve hava şartlarından koruyoruz. Kaba yapının yapımını hiçbir şekilde engellemeden yapıyla beraber ve yapı cephesine bitişik hidrolik olarak yükselen sistemimiz kule vinçlerin çalışamayacağı yüksek rüzgar hızlarında dahi tırmanma işlemini güvenli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirir. Diğer taraftan özel tasarımları ve ağır yükleri nedeniyle sağlam ve özel çözümler gerektiren köprü projelerinde, kapsamlı planlama hizmetleri ve projeye özel taşıyıcı sistem statiğine tam olarak uyarlanabilen kalıp çözümlerine ihtiyaç duyuluyor. İş güvenliği de en önemli konuların başında geliyor. Doka, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da sayılı köprü projelerine sunduğu özel çözümlerle bu ihtiyaçlara yanıt veriyor. Dünyada Mississipi Nehri Köprüsü, Belgrad’da bulunan Sava Nehri Köprüsü, Almanya’da Froschgrundsee Vadi Köprüsü gibi büyük köprülerin yanı sıra Türkiye’de geçtiğimiz aylarda hizmete açılan Osman Gazi Köprüsü ve Nissibi Köprüsü gibi ülkemize büyük değer katan projelerin inşasında yer almıştır. Doka olarak sunduğumuz vinçle tırmandırılan veya otomatik tırmandırılan kalıp sistemlerimiz sayesinde her türlü geometriye, yüksekliğe ve boyutlara göre hazırlanabilen geniş bir tasarım yelpazemiz var. Örneğin, Elazığ’da yapımı devam eden Kömürhan Köprüsü için yine otomatik tırmanır kalıp sistemlerimizle projeye hız ve değer katabilmeyi hedefliyoruz. Yüksek pilonların ve dar çalışma alanlarının mevcut olduğu bu tarz projelere; vinçten bağımsız otomatik tırmanır kalıp sistemlerimizle daha güvenli, daha hızlı ve daha ekonomik çözümler sunabiliyoruz. Yüksek kapasiteli ağır yük taşıyıcı iskele sistemlerimiz ise ortaya çıkan yüklerin optimum düzeyde karşılanması ve projelerin güvenli şekilde ilerlemesi için en güvenli çözümleri sunar.

En yeni ürünleriniz neler? 2019 yılında pazara yeni bir ürün/ürünler sunacak mısınız?

ÖZATAY: Firma olarak 2019’da müşteri odaklı yaklaşımımızı koruyarak, iş güvenliği ve hızı ön planda tuttuğumuz sistemlerimizle kalıp-iskele sektörünün gelişimine katkıda bulunmayı hedefleyeceğiz öncelikle. Firmamız projelere özel çözümler ve mühendislik hizmeti sunan bir yapıya sahip. Hali hazırda zaten çok geniş ve her talebe adapte edilebilen bir ürün gamımız var. Fakat gelişen ve değişen talepler tabi ki bizim de ürün portföyümüzü daha da genişletmemizi sağlayabiliyor. Örneğin şirketimiz yakın zaman önce piyasaya sunduğu CFT hareketli köprü konsol kalıp sisteminin yanı sıra özellikle bazı ihracat pazarlarında talep göreceğini düşündüğü monolitik kalıp sisteminin satışına bu yıl başlayacak. Monolitik kalıp sistemimizin yüksek nüfus yoğunluğu olan coğrafyalarda hızlı yapıma elvermesi nedeniyle özellikle az katlı konutlarda talep göreceğine inanıyoruz.

2019 yılıyla ilgili hedefleriniz neler?

ÖZATAY: 2018’de de kendimizi kalıp ve iskele sistemlerinde en güvenli ve en hızlı sistemleri sunmaya çalışan firma olmaya adadık. Konusunda uzman mühendislerimiz her projeyi kendi içinde değerlendirerek projelerin maksimum güvenlikte ve hızda ilerleyebilmesi için gerekli olan en ekonomik ve teknolojik çözümü sunabilmektedirler. 2018’de de dünyanın en yüksek ikinci viyadüğü olmaya hazırlanan Eyiste Viyadüğü’nden, değişik geometrik yapısı ile dikkatleri çeken Vakıfbank Genel Müdürlük projesine kadar birçok önemli ve zorlu projeye en hızlı ve en güvenli kalıp iskele sistemi ile en ideal mühendislik çözümünü sunmayı başardık. Kalıp ve iskele sektörü olarak bizler inşaat sektörüne hizmet ediyoruz. İnşaat sektörü ile beraber büyüyor, inşaat sektörü ile beraber dönem dönem yavaşlayabiliyoruz. 2018 yılı ilk altı ayında yüksek performans gösteren sektörümüz ikinci altı ayda piyasada oluşan daralmadan etkilendi. 2019 yılı için iç pazardaki daralmanın ikinci yarıyılda yerini toparlanmaya bırakacağını öngörüyoruz. Toplamda ise 2019 için agresif büyüme planları yerine piyasaya sunduğumuz ve sunacağımız yeni sistemlerle farklı projelere ve pazarlara da hizmet verebilmeyi amaçlıyoruz. Diğer yandan ihracat satışlarımızın her geçen gün arttığını, bu artışın 2019 yılında da süreceğini öngörüyoruz.

Referans projeleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

ÖZATAY: Türkiye’nin en büyük ve en zorlu projelerine kalıp-iskele tedarik ediyor ve mühendislik çözümü sunuyoruz. İstanbul Havalimanı, Osmangazi Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu, Ankara-Sivas YHT Viyadüğü, Eyite Viyadüğü, Kömürhan Köprüsü, Swissotel, Vakıfbank, Tem Medya Merkezi, Skyland, Point Bornova, Sinpaş Bomonti Queen, Kuzu Kumru gibi sayısız projede yer aldık.

Başarı hikayenizde müşterilerinizle olan bağı nasıl kurdunuz?

ÖZATAY: Bizim başarımızın en önemli unsurundan biri her zaman müşteri odaklı bir yaklaşıma sahip olmamız. Her müşterimizin projesine özel çözümler sunabilen güçlü bir mühendislik ekibimiz, müşteri taleplerini anlayan ve en hızlı şekilde dönüş yapan geniş bir satış ekibimiz bulunuyor. Ayrıca, Türkiye’nin her yerine ürünlerimizi 24 saatte ulaştırabilen başarılı bir tedarik zincirine ve operasyon ekibine sahibiz.

Firmanızın yeni yatırım planları var mı?

ÖZATAY: Biz Doka Türkiye olarak önümüzdeki kısa vadede yeni yatırım yapmak yerine mevcut yatırımlarımızın verimliliğini arttırmaya odaklanacağız.

İhracat çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz? Yurt dışındaki büyüme stratejiniz nedir? Hangi ülkelere ürün satıyorsunuz?

ÖZATAY: Doka Türkiye olarak Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan, Türkmenistan, Irak, Kazakistan ve Özbekistan pazarlarından sorumluyuz ve Gebze merkezimizden bu ülkelerin de yönetimini yürütüyoruz. Bu ihracat pazarlarında 20 yıldır faaliyet gösteriyoruz. Bu yıl ihracat pazarlarında talep göreceğini düşündüğümüz monolitik kalıp sisteminin satışına başlayacağız.

İş sağlığı ve güvenliğine yönelik çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

ÖZATAY: Bizim için kalıp sistemlerindeki en önemli unsur her zaman iş güvenliği olmuştur. Şirketimizin ana prensibi en güvenli ve en hızlı kalıp sistemini üretmektir. En ucuz üretimi biz yapalım, kalıp fiyatlarımız daha da ekonomik olsun diye bir hedefimiz bulunmamakta. İşin aslına bakarsanız ‘hız’ ve ‘güvenlik’ olgularını çok iyi bir şekilde gerçekleştirdiğiniz takdirde, en ekonomik ürüne de ulaşmış oluyorsunuz. İş güvenliğinden asla taviz vermiyoruz. İş güvenliği konusunda göstermemiz gereken hassasiyeti, birlikte çalıştığımız personelimize karşı bir sorumluluk ve borç olarak görüyoruz. Bu tavrımızın uzun vadede ekonomik faydalarını da her zaman gördük ve görüyoruz. Bu nedenle ürün ve malzeme tercihlerimiz de dahil olmak üzere tüm gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerde esas aldığımız ve taviz vermediğimiz kriter iş güvenliğidir. Xclimb 60 Koruma Perdesi ile her yükseklikte güvenli ve kesintisiz çalışma imkanı sağlıyoruz. Betonarme yapıyı çepeçevre hiçbir boşluk olmadan kaplayan sistemimiz sayesinde şantiye personelini ve kullanılan ekipmanın yüksekten düşmesini engelliyor, aynı zamanda çalışanları ve betonu rüzgar ve hava şartlarından koruyoruz. Kaba yapının yapımını hiçbir şekilde engellemeden yapıyla beraber ve yapı cephesine bitişik hidrolik olarak yükselen sistemimiz, kule vinçlerin çalışamayacağı yüksek rüzgar hızlarında dahi tırmanma işlemini güvenli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirmektedir.

Ar-Ge çalışmalarınızdan söz eder misiniz?

ÖZATAY: Bizim öngörümüz inşaat sektörünün insansız çalışmaya doğru gittiği yönünde. 3 boyutlu yazıcıların önümüzdeki 10 yıllık dönemlerde şantiyelerde konut yapımında kullanılacağını düşünüyoruz. Amerika’da bir firma satın alındı. Contour Crafting firması 3 boyutlu yazıcılar üreten bir firma. 3d yazıcılarla inşa edilen konutların ilk prototipleri üretildi. Bu iş çok gelişecek. Şantiyeye götürdüğünüzde 3 boyutlu printer 20 saat içerisinde 230 metrekare konut yapıyor. Özellikle konut ihtiyacı çok yüksek ve nüfusun çok kalabalık olduğu Hindistan, Brezilya, Çin gibi yoğun bölgelerde bu projelere ilgi gösterilecek.

Sektördeki rakiplere göre farkınız nedir?

ÖZATAY: Öncelikle şunu söylemeliyim ki biz sektöre yön veren firmalardan birisiyiz. Sektörün teknolojik gelişmelerine öncü olan, sektörün gelişimini sürekli destekleyen, müşterilerin ve inşaat sektörünün gelişen talepleri doğrultusunda ürün gamını her daim genişletebilen bir yapıdayız. Güçlü ekibimizle ile en zorlu projelere en güvenli ve en hızlı çözümü sunan sektörün bu konudaki en uzman firmasıyız.

İskele-kalıp sektörünün bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sektörün önünün açılması için beklentileriniz neler?

ÖZATAY: Kalıp ve iskele sistemleri, inşaat sektörünün ekonomik manada aslında sadece yüzde 1’ini temsil etmekte. Her ne kadar sektörün genel yapısı içerisinde küçük bir payda da bulunsa da, kendi içerisinde ciddi bir büyüme hızı ve potansiyeli bulunmakta. Sektör içerisinde kara kalıp diye adlandırdığımız eski yöntemlerin kullanımı hali hazırda devam etse de artık sektördeki genel eğilim yeni modern kalıplar yönünde. Bu eski sistemden endüstriyel kalıplara geçiş son dönemde çok hızlı bir şekilde gerçekleşmeye başladı. Sektörde kara kalıp kullanım oranı yüzde 40 ila 45 civarında görülüyor. Bunun yanı sıra modern kalıp sisteminin kullanımı ise, oranın sürekli yükselmesiyle beraber şu an itibariyle yüzde 55 ila 60 oranında seyrediyor. Endüstriyel kalıp sisteminin sunmuş olduğu hız-güvenlik ve ekonomik avantajlarından ötürü bu geçişin önümüzdeki günlerde de devam edeceğini düşünüyoruz.

Sektörün geleceğine dair neler söylemek istersiniz?

ÖZATAY: Sektörümüzü gelecekte yoğun bir dijitalleşme bekliyor. Dizayn aşamasından üretim aşamasına kadar her alanda dijitalleşmenin etkilerini her geçen gün daha yoğun olarak hissedeceğiz.