Ana Menü

Bursa Beton, yeni agrega tesisleri kuracak

Geçtiğimiz yıl yaklaşık 325 milyon TL’lik bir ciroya ulaştıklarını açıklayan ve büyüme ivmelerini artıracak yatırımlara devam edeceklerini söyleyen Bursa Beton Genel Müdürü Fatih Vardar, agrega sektöründe yeni tesisler kurmayı planladıklarını belirtti.

Gamze ÇALIŞKAN

Geçtiğimiz yıl yaklaşık 325 milyon TL’lik bir ciroya ulaştıklarını açıklayan ve büyüme ivmelerini artıracak yatırımlara devam edeceklerini söyleyen Bursa Beton Genel Müdürü Fatih Vardar, agrega sektöründe yeni tesisler kurmayı planladıklarını belirtti. Vardar, “Bursa Çimento iştiraki olan Bursa Beton; 32 yıldan bu yana hazır beton üretimi, teknoloji ve kalite anlamında önemli başarılara imza attı. Kurulduğu yıldan bu yana 40 milyon metreküp hazır beton üretimi gerçekleştiren Bursa Beton, vizyonu, yenilikçi bakışı ve öncü duruşuyla hazır beton sektöründeki gelişimde ve yaygınlaşmada büyük pay sahibidir” diye konuştu.

2018 yılı itibarıyla üç adet 56’lık beton pompası satın alarak, büyük pompa kapasitelerini artırdıklarını dile getiren Vardar, “Bursa Beton, yüksek standartlara sahip, saatte 160 metreküp üretim yapabilen, tam otomasyonlu 21 beton santralinde günlük 15 bin metreküp üretim kapasitesiyle gerektiğinde 24 saat kesintisiz hizmet verebiliyor. Araç parkında 211 adet transmikser, 57 beton pompası bulunuyor. 230 şirket çalışanı ve 350 yüklenici personeli ile hizmet vermekteyiz. Ayrıca faaliyette bulunduğumuz bölgede katlama beton dökümünü kolaylıkla yapabilen tek firmayız” dedi.

“Güney Marmara beton ihtiyacının yüzde 50’sini karşılıyoruz”

Hazır beton sektöründe Türkiye’de bine yakın tesis, 300’ün üzerinde de firma bulunduğunu kaydeden Vardar, Bursa Beton olarak ise sektörün ilk beşi içerisinde yer aldıklarını söyledi. Özellikle Bursa, Yalova, Balıkesir ve Kütahya’yı içine alan bölgede Güney Marmara’nın beton ihtiyacının yüzde 50’sini karşıladıklarını vurgulayan Vardar, “Bursa Beton, araştırma sonuçlarına göre bulunduğu bölgelerde beton denince ilk akla gelen firma oluyor. Araç parkının genç olması, tesis teknolojisinin yeniliği, müşteri hizmetleri tanımı altında yaptığı CRM çalışmalarıyla işin sürekli takipçisi olması, geri dönüşüm konusundaki hassasiyeti ve çevreci yaklaşımı şirketi sektöründe önemli bir noktada tutuyor” şeklinde konuştu. Önemli projelerin beton ihtiyacına çözüm sunduklarından bahseden Vardar, projeler hakkında şunları kaydetti:

“Bursa merkezde geçtiğimiz yıllarda Timsah Arena, Yüksek Hızlı Tren gibi özel projelere katkı sağladık. Bunun yanı sıra 2017 yılında da RMI Rönesans Medikal AŞ ile birlikte Bursa Entegre Sağlık Kampüsü projesine de çözüm ortağı olan Bursa Beton’un bu proje için gerçekleştirdiği Ar-Ge çalışmaları ve üretimi yapılan 27 bin 815 metreküp C60 sınıfı beton, şirketin teknoloji ve gelişime uyum sağladığının en net göstergesidir.”

“İnovatif çalışmalarla özel çözümler sunuyoruz”

Ürünlerin geliştirilmesine, dayanımın artırılmasına yönelik inovatif çalışmalara devam ettiklerini belirten Vardar, çalışmalar sonucu pazara patenti kendilerine ait ürünler sunduklarını kaydetti. Vardar, “Hem daha kaliteli, durabilitesi yüksek ürün üretmek adına sürekli kendimizi geliştiriyor hem de yeni, inovatif ürünlerle ilgili çalışıyoruz. Pazara sunduğumuz, rögar kapağı, yağmur suyu ızgarası gibi Türkiye’de tescili bize ait olan kentsel betonarme ürünleri sürekli geliştirmeye ve yeni çeşitler oluşturmaya devam ediyoruz. Silindirle sıkıştırılmış beton kapsamlı bir çalışmanın sonucunda 'Betonyol' markasıyla pazara sunduk. Ar-Ge yatırımlarımız 2018 yılında da bütçemiz dahilinde. Bursa Şehir Hastanesi’nde müşterimizin ihtiyaç duyduğu C60 sınıfı betonun geliştirilmesi, düşük hidrasyon ısısı ve yüksek dayanım ihtiyaçları doğrultusunda özel olarak geliştirdiğimiz reçete ile sağlandı. Bu çalışmamız, Bursa’da ilk üretim ve Ar-Ge çalışması özelliğini taşımaktadır” ifadelerinde bulundu. Enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve çevre sağlığı konularına yönelik çalışmalar da gerçekleştirdiklerini dile getiren Vardar, bu amaçla firmaları bünyesinde ‘Sürdürülebilirlik Komitesi’ kurduklarını iletti.

“Hazır beton araçları trafikte kısıtlanmamalı”

Sektörü değerlendirerek, yaşanan temel problemleri anlatan Vardar, deprem kuşağında yer alan Türkiye’de yapı güvenliğinde betonun kalitesinin vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurguladı. Vardar, “Deprem Yönetmeliği hükümleri uyarınca, deprem bölgelerinde C20 dayanım sınıfının altında beton kullanılamaz. Ancak bu dayanım sınıfı durabilite açısından yeterli değildir. Yapıların uzun ömürlü olması ve depreme karşı dayanımlarını koruması için Deprem Yönetmeliği’nin bu hükümleri değiştirilerek, taşıyıcı sistemlerde kullanılacak asgari beton dayanım sınıfı C30’a yükseltilmelidir” şeklinde konuştu. Sektörde yaşanan önemli bir sorunun ise büyük şehirlerdeki trafik kısıtlaması uygulaması olduğuna vurgu yapan Vardar, şunları kaydetti:

“Hazır beton nakliye ve pompalama hizmeti, betonun kendine has teknik özellikleri gerekçesiyle diğer yapı malzemelerinden ayrı tutulmalıdır. Çünkü; kolon, kiriş vb. taşıyıcı yapı elemanlarının beton dökümlerinin bir seferde yapılması gerektiği halde trafik kısıtlaması nedeniyle başlanan çalışmalar yarım kalmakta, beton ertesi gün döküldüğü için de soğuk derz oluşmakta, depreme karşı dayanım açısından risk ortaya çıkmaktadır. Deprem riski olmayan ve yapılaşması tamamlanan Avrupa ülkelerinde dahi 'kamu hizmeti' yaptıkları varsayılan transmikser ve pompa araçlarına trafikte geçiş üstünlüğü sağlandığı gibi, ülkemizde de hazır beton araçlarının trafiğe kısıtlanmadan çıkması sağlanmalıdır.”