Ana Menü

7’nci İnşaat ve Konut Konferansı’nda geleceğin trendleri belirlendi

Türk inşaat ve gayrimenkul sektörünün önemli buluşmalarından olan ve bu yıl yedincisi düzenlenen İnşaat ve Konut Konferansı’nda konuşan İNDER Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım, inşaat sektöründe mağduriyetlerin giderilmesine yönelik yasal düzenlemelere yönelik rapor hazırladıklarını belirtti.

Hüseyin SÖNMEZ

İnşaat sektörünün önemli buluşmalarından sayılan Eventuum’un düzenlendiği 7’nci İnşaat ve Konut Konferansı, İstanbul’da gerçekleştirildi. Düzenlendiği ilk yıl 2012’den beri toplam bin 500’ü aşkın şirketi ağırlayan konferans, bu yıl da yüzlerce şirketin katılımıyla gerçekleşti.

Konferansın inşaat sektöründe çok önemli bir buluşma noktası olduğunu vurgulayan Eventuum Genel Müdürü Pınar Kopuz, “Bu yıl yedincisini düzenlediğimiz konferansta ekonomimize yön veren kurumlardan yine çok değerli katılımcıları ağırladık. Her yıl olduğu gibi bu yıl da konferansımızın özellikle sektörün ve ekonomimizin içinden geçtiği bu sıkıntılı süreçte yatırımcı, uygulamacı ve tüm karar vericileri bir araya getirerek bilgi paylaşımı ve bu dönemde en çok ihtiyaç duyulan iş birliği fırsatlarına zemin oluşturduğuna inanıyoruz” dedi. Fıratpen ana sponsorluğunda gerçekleşen konferansta, sektöre orta ve uzun vadeli çözüme dönük perspektif çizen vizyoner konuşmacılar yer aldı.

İnşaatçılar Derneği (İNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım, İNDER’in 2019 yılını ‘Yeniden Yapılanma’ yılı olarak ilan ettiklerini belirterek, “İlk yapılanma adımımızı İNDER olarak attık. İstanbul odaklı bir dernek olan İNDER, artık ‘İnşaatçılar Derneği’ olarak tüm Türkiye geneline hitap edecek şekilde yapılanmaya başladı. Ülke genelini yakından ilgilendiren Afet Yasası ve İmar Barışı gibi konularda da derneğimizden destek isteyen firmalarımıza daha iyi hizmet verebilmek ve inşaat sektöründeki misyonumuzu Türkiye sathına yaymak için tüzük değişikliği yaparak İNDER ismini ‘İnşaatçılar Derneği’ olarak değiştirdik ve Türkiye’nin her yerinden üye kaydına başladık” şeklinde konuştu.

Sektörü çok yakından ilgilendiren ‘İkinci yapılanma’ çalışmalarının ise iki koldan devam ettiğinin altını çizen Durbakayım, “İNDER olarak konut proje üretim sisteminin yeniden yapılanması için hazırladığımız raporu bakanlığımıza ve sektör paydaşlarına sunduk” dedi. 2018’in ikinci yarısında yaşanan ekonomik olumsuzlukların sonucunda tüm risklerin yapı müteahhitleri tarafından üstlendiğine dikkat çeken Durbakayım, “İNDER olarak son iki yıldan bu yana proje risklerinin sadece müteahhitler tarafından taşınmasının istenmeyen mağduriyetlere yol açabileceğini ifade ettik. Geçtiğimiz altı aylık sürede maalesef bunun gerçekleşmesini izlerken, uyarılarımızda haklı olduğumuzu da gördük. Bu nedenle önümüzdeki dönemlerde tüketici mağduriyeti yaşanmaması için yeni bir sistemin şart olduğunun altını bir kez daha çiziyorum” dedi.

Durbakayım, İNDER olarak 2019’da yeni bir proje üretim sisteminin hayata geçmesi için çalışmalar yapılacağını kaydetti. Yeni hayata geçecek projelerin devamlılığını garantiye alacak ve son tüketici açısından mağduriyetleri ortadan kaldıracak yeni bir sistemin çatısını oluşturmak için yasal düzenlemelerle ilgili kurumlara rapor hazırlandığını ifade eden Durbakayım, “Bu kapsamda projelerin uluslararası piyasalarda SPV (Special Purpose Vehicle) adı verilen iş ortaklığı veya ortak girişim benzeri 'işe özel geçici şirketler’ altında geliştirilmesini öneriyoruz. Bu sistemde arsa sahipleri de bu şirketlere hissedar olacak ve proje finansmanının teminatı olarak da SPV şirketinin hisseleri finans şirketlerine (bankalara) rehin edilecek” açıklamasında bulundu.

“Bakanlığın çalışmalarını destekliyoruz”

Durbakayım, inşaat sektörünün güvenirliliğini ve sürekliliğini sağlayacak ikinci bir adımın da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından atıldığını söyledi. Durbakayım, ‘Yapı müteahhitlerinin sınıflandırılması ve kayıtların tutulması hakkında yönetmelik taslağının hazırlandığına dikkat çekerek, “Taslağın son halini alması ve yasallaşmasıyla birlikte artık herkes inşaat yapamayacak. Proje gerçekleştirecek müteahhitler için belirli ekonomik, mali, mesleki ve teknik yeterlilik aranacak” diye konuştu. Sektörün 2019 beklentisini dile getiren Durbakayım, “Önce dile getirmekten hoşlanmadığım haber ile başlamak istiyorum. 2019’da konut fiyatlarının artışı, 2001’den daha sert bir şekilde olacaktır. Bunun iki nedeni var. Birinci neden inşaat maliyetlerinde yüzde 60’lara varan artışların halen konut fiyatlarına yansıtılmamış olması, ikinci neden ise yeni alınan inşaat ruhsatı sayısının yüzde 55 azalmış olması ki; bu oran daha da artmaktadır. Bugün mevduattan kazanan kesimin bu kazançları ile gayrimenkuldeki artışı yakalaması mümkün değil. Bu hep böyle olmuştur. Sektörün yukarı doğru hareketi başlamıştır. Bunun kamuoyuna daha etkin anlatılması gerekiyor. Neticede gene halkımız zarar görüyor bunu Banker Dönemi’nden sonra da yaşadık. Gayrimenkul en güvenli doğal limandır. İyi haber ise mevduat ve konut kredi faizlerinin temel gösterge olacağı 2019 yılındaki konut satışlarının 2018 seviyesinde olacağını ve 1,4 milyon adet civarında satış gerçekleşebileceğini düşünmemiz. Diğer taraftan 2018’de yaklaşık 40 bin civarında gerçekleşen yabancı satışının da 50 bini aşarak rekor kıracağını öngörüyoruz” dedi. 

“Konut sektörü ekonominin kaldıracı olmaya devam edecek”

Sinpaş GYO Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Sefa Çelik, "2050'de 9,8 milyarlık dünya nüfusunun üçte ikisi kentlerde yaşayacak. 11 yıl sonra İstanbul 43 dünya mega kentinden biri olarak 17 milyon nüfusa ulaşacak. Konut sektörü Türkiye'de büyümeye ve ekonominin kaldıracı olmaya devam edecek. Bu noktada sektörde işbirliğine ihtiyaç var. Gayrimenkul sertifikaları iş hacmiyle doğru orantılı olmalıdır. Fonların aktif hale gelmesi ve sektör oyuncularının iş birlikleri ile yatırım fonlarının oluşturulması gerekir. İnşaat sektöründe geleceğin trendlerini akıllı bina ve yapay zekanın belirleyecek” dedi.

“Türkiye için dengeli/sağlıklı stok miktarı 750 bin adet”

Ağaoğlu Şirketler Grubu yönetim Kurulu Üyesi ve Muharras Aza Hasan Rahvalı, “Konutta Arz, Talep ve Proje Finansmanı” konulu oturumda sektörel değerlendirmede bulundu. Rahvalı, “Sektörün en büyük sorunu konut stokudur. Diğer problemler de stok probleminden kaynaklanmaktadır. Faizlerin yüksek olması sebebiyle 2018 yılında bir önceki yıla göre İstanbul için yüzde 40, Türkiye için yüzde 38 düşüş yaşanmıştır. Aslında toplam satışlarda düşüş sadece yüzde 4,2’dir. Geliştiriciler, müşterisi için farklı vadeli satış kampanyalarına yönelmiş ve sonucunda da likidite problemi oluşmuştur. Aynı zamanda bu likidite eksikliğinden yüksek maliyetli kurumsal krediler kullanmak zorunda kalmışlardır. Bunun yanı sıra üretimden kaynaklanan fiyat artışları satış fiyatlarına yansıtılamamıştır. Geliştiricilerin, stok problemi nedeni ile yaptıkları artış miktarı, üretim maliyetlerinin altında kalmıştır. İstanbul için dengeli/sağlıklı stok miktarı 140 bin adettir. İstanbul’un dengeli/sağlıklı stok miktarına düşmesi yaklaşık olarak beş yıl sürecektir. Türkiye için dengeli/sağlıklı stok miktarı ise 750 bin adettir. Bu noktaya gelmemiz için yine dört yıla ihtiyaç vardır” dedi.

Çözüm için gayrimenkul yatırım fonlarının kurulması gerektiğinin altını çizen Rahvalı, “Fonların Avrupa’da gayrimenkule yaptıkları yatırım 2017 yılı sonu itibari ile yaklaşık 650 milyar dolara ulaşmıştır. 2017 yılı itibari ile gayrimenkule yatırım yapan fonlar Almanya’da 157 milyar avro, Fransa’da 127 milyar avro ve Güney Kore’de 42 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye’deki yatırım miktarı ise 2 milyar avronun altındadır. Ayrıca sadece gayrimenkul değil tüm sektörlerin ihtiyaçlarının karşılanması için Finans Merkezine ihtiyacımız var. Bu ülkemiz için son derece stratejik öneme sahiptir. Finans oyuncularına yeterli ortamı sağlamamız gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı himayesinde kurulan Finans Ofisi bu sebepten dolayı çok kıymetli bir çalışma oldu. Sektörü sanayiye taşıyıp inşaat maliyetlerini düşürmemiz gerekiyor. Özellikle Afrika ülkelerinde milyonlarca konut ihtiyacı var. Ağaoğlu Şirketler Grubu olarak burada bazı çalışmalara başladık. Türk gayrimenkul sektörü dünyanın her yerinde rekabet edecek güce ve teknik altyapıya sahiptir” diye konuştu.

“Hedefimiz 2023’te 10 ayrı dünya metropolünde olmak”

Nef Yönetim Kurulu Başkanı Erden Timur, Nef Global ile gayrimenkulde bir dünya markası olma hedefine adım adım yaklaştıklarını ifade etti. Timur, “Nef İsmini koyarken global bir marka olmayı düşünerek her dilde kolay telaffuz edilecek bir isim seçtik. Gayemiz bu sektörün uluslararası bir markası yok, biz buna talip olabilir miyizdi. Bürokratik süreçlerin uzunluğu ve zorluğu nedeniyle yurt dışında tek başına proje geliştirebilmek zor, bunu biliyorduk. Baktığınızda dünyada proje geliştiriciler hep yerel firmalar. Amerika’nın en büyük markası sadece dört ya da beş eyalette proje geliştiriyor. Sektörümüz sanayi devrimi yaşamadığı ve kul işi bir sektör olduğu için ölçeklendirilemiyor. Ama biz bir ilki gerçekleştirelim istedik. Hedefimiz 2023’te 10 ayrı dünya metropolünde olmak” açıklamasında bulundu.

“Sektörün çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz”

Konferansın ana sponsoru olarak bir sunum gerçekleştiren Fıratpen Profil Pazarlama Müdürü Mehtap Uluceviz, konferansın gelecekteki iş birliklerine zemin hazırlayacağına inandığını vurgulayarak, “İnşaat sektöründeki gelişmeleri yakından izleyerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Artık daha yüksek yalıtımlı, daha geniş açıklıklarda fonksiyon üreten ürünler talep görüyor. Mimari çizimler bu yönde gelişiyor. Evdeki yaşam alanları her türlü projede dış mekanla daha entegre. Biz de bunun bilinciyle yüksek katlı yapılarda dahi rüzgar yüküne karşı gerekli atalet değerlerini sağlayabilecek, enerji tasarrufu yüksek, geniş açıklıkları rahatlıkla geçmemizi sağlayacak tasarıma sahip seriler üretiyoruz. Bu sebeple de projelerde tercih sebebi oluyoruz. Proje teknik ekibimizde yer alan mühendis kadromuzla, her şartnameye uygun serilerimizle, pencere laboratuvarımızla, pencere üretim kalitesi yüksek bayilerimizle ve satış sonrası hizmetlerimizle sektörümüzün çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz” dedi.

“Yabancıya satışta yüzde 74 artış”

Hasanoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Haluk Hasanoğlu, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat sektörünün 2019 yılından beklentilerine yer verdi. Sektör açısından 2018’i de değerlendiren Hasanoğlu, “Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı 2019 yıllık programı kapsamında kamulaştırma ve imar uygulamalarının daha etkin bir biçimde hayata geçirilmesini bekliyoruz. Emlak piyasasının daha sağlıklı işlemesini sağlayacak gayrimenkul değerleme sistemine ilişkin maddeyle birlikte sektörümüzün bu yıl daha da hareketleneceğine inanıyoruz. İmar planı izleme ve denetim için alternatif modellerin geliştirilmesi de 2019 yılı planlamasında yer alan önemli konular arasında yer alıyor. Yeni program ile imar planı izleme, değerlendirme ve denetim sistemlerinin kurulması amacıyla yapılacak çalışmaların sektörümüze ışık tutacağı kanaatindeyiz” dedi.

Türkiye genelinde yabancıya konut satışlarında 2018’in 11 ayında bir önceki yıla göre yüzde 74 oranında artış olduğunu ifade eden Hasanoğlu, “Hükümetimiz tarafından yabancı yatırımcılara yönelik konut alımlarındaki vatandaşlık hakkının 250 bin dolara çekilmesi sebebiyle konut satışlarında büyük bir yükseliş yaşandı. 2018’in 11 ayında toplamda 35 bin 103 adet yabancıya konut satışı gerçekleşti. 2017’de ise 20 bin 70 adet yabancıya konut satışı gerçekleşmişti” diye konuştu. Türkiye’de son beş yılda yabancılara yapılan konut satışlarının yüzde 82,5 oranında artış gösterdiğini belirten Hasanoğlu, “2013 yılında yabancılara satılan konut sayısı 12 bin 181 iken 2017 yılında 22 bin 234 oldu. Son beş yılda yabancılara yapılan satışların toplamı 94 bin 393 konuta ulaştı” şeklinde konuştu.

“Yüksek seviyede sosyal konut açığı var”

Fuzulev Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Akbal, gayrimenkul sektörünün halen devam eden yüksek potansiyelini, 2019 yılında inşaat ve gayrimenkul sektöründeki beklentileri değerlendirdiği konuşmasında Türkiye’de yüksek seviyedeki sosyal konut açığı ve finansal açıdan konut fiyatlarının mevcut kredi, faiz, peşinat üçgeninde ulaşılamaz seviyede olması ve alternatif konut finansman modeli olan FPK’nın sosyal konut açığını kapatmadaki rolüne dikkat çekti. FPK sisteminin ekonomiye yarattığı katma değer ve sosyal sorumluluk yönü Akbal’ın değerlendirdiği bir diğer başlık oldu.

24 Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkan Aziz Yeniay, “Gayrimenkulde Yabancı Yatırımlar, Vatandaşlık Hakkı ve Sektörün Finans Teminindeki Gayrimenkul Yatırım Fonunun Rolü ve Önemi” konusunda açıklamalarda bulundu.

Thyssenkrupp Asansör Satış Direktörü Burak Polatoğlu, “Thyssenkrupp Asansör olarak, 1800’lü yılların ikinci yarısına dayanan tarihi ile inşaat sektörünün dünya çapındaki en önemli paydaşları arasında bulunduğunu, kentsel yaşam alanlarının planlamasına yönelik sundukları yeniliklerinin ve ödüllü çözümlerinin her gün milyonlarca insanın hayatına dokunduğunu belirtti. Polatoğlu, ihtiyaçlara yönelik olarak özelleştirilebilen esnek çözümlerin, binalardaki kullanılabilir alanların artırılmasına yardımcı olurken, yaşanabilirliği de üst seviyeye taşıyor. Tümü sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda geliştirilen yürüyen merdiven ve asansörlerin, şehirlerimizde güvenli ve konforlu bir geleceğin inşa edilmesinde çok önemli bir role sahip” açıklamasında bulundu.

Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ercan Öztemel, öncelikli olarak toplumsal dönüşüm, Endüstri 4.0 ve Toplum 5.0 gibi kavramların neler ifade ettiği ve toplumsal dönüşümü tetikleyecek ne tür unsurlara odaklandıklarını, daha sonra bu dönüşümün toplum üzerindeki etkileri ve özellikle şehirlerde ve yaşam alanlarında ne tür değişimleri tetiklediklerine yönelik bilgiler verdi. Akıllı şehirler konusunda ve bu kapsamda nasıl bir yol haritası izlenmesi gerektiğine yönelik bilgileri katılımcılar ile paylaştı. Şehirlerin zekileştirilmesinin doğuracağı pozitif etkilere işaret edilerek bu konuda azami fayda temin etmenin yolları üzerine bir değerlendirmede bulundu. 

Gayrimenkul sektöründe uzun yıllar müfettişlik ve bölge müdürlüğü yapan, gayrimenkul mevzuatı ve elektronik uygulamalarda birçok çalışması ve yayını olan Dr. Nihat Kandaloğlu, konferansta '3D Coğrafi Bil gi Sistemi Tabanlı İstanbul Projeleri' konulu konuşmasında; “Gayrimenkul fuarcılığı dünyada yıllardan beri uygulanan bir pazarlama yöntemi. Yaşadığımız dünyaya ise dijital dönüşüm damgasını vuruyor. Dijital dönüşümde elektronik ortama geçmesi gereken ilk sektör gayrimenkul fuarcılığıdır. Çünkü fuarlarda gerçek bina ve gerçek şehirle ilgili kısıtlı bilgi algılanıyor ve gerek müşteriler ve gerekse satıcılar bir çok masraf yaparak ürünlerini tanıtmak için sadece tek bir mekanda buluşmaktadır” dedi.

Guangdong İnşaat ve Yapı Malzemeleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Lan Fang, Çin ve Türk İnşaat Sektörü İpekyolu Kuşağı Yatırım Alternatifleri ve İş Birliği Modellemesi hakkında açıklamalarda bulundu.

Isı Su Ses Ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZODER) Yönetim Kurulu Başkanı Levent Pelesen, “Yazar Yuval Noah Harari ‘Sapiens’ kitabında insanlığın kısa tarihini anlatmış ve insanın medeniyet yolculuğunu ‘hayvanlardan tanrılara" ifadesi ile aktardı. Pelesen, "İnsan toplulukları yaklaşık 11 bin 500 yıl önce kültürel gelişimlerinin artması ve tarımın da etkisi sonucu yerleşik düzene geçmiş böylece konut kavramı sadece barınma ihtiyacından çıkarak günlük yaşam alanı ve insan hayatının geçtiği en önemli mekan haline geldi. Binaların, özellikle de konutların medeniyetin çok önemli parçaları olduğunu düşünürsek, konfor nedir, konfor şartları nelerdir? Türk Dil Kurumu sözlüğünde konfor kelimesi “Günlük hayatı kolaylaştıran maddi rahatlık” olarak tanımlanıyor. Yaşadığımız mekanlardaki konforu sağlamak o mekanlardaki iklimsel şartlar ile ilgili. Yani mekanın sıcaklığı, ortamdaki nem ve havanın hızı gibi önemli etmenlerden bahsediyoruz. İlave olarak gürültü, ortamdaki havanın ve ışığın kalitesi konforumuzu arttıracak diğer önemli maddeler. Bunun yanı sıra bina güvenliği, binanın deprem dayanımı, yangın anında tahliye süresini uzatacak önlemlerin alınması başlı başına hayati konular. Binamızın konfor, sağlık ve güvenlik şartlarını sağlaması ancak ve ancak yalıtım koşullarının iyileştirilmesi ile mümkün olabilir” açıklamasında bulundu.

Mekanik Tesisat Müteahhitleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İrfan Çelimli, “Yapı Sektöründe Disiplinler Arası Eşgüdüm ve Önemli Konular” hakkında açıklamalarda bulundu. Çelimli, “Yapı uygulamalarında mimari, statik, elektrik ve mekanik disiplinler arasındaki eşgüdüm sorunları ve olması gereken temel esaslar nelerdir? Tesisat mühendisliğinin inşaat ve konut uygulamalarındaki önemi ve yaşam konforuna doğrudan etkileri ele alınmalıdır. Yapı uygulamaları sırasında çalışan işgücünün çağdaş ve güvenli koşullarda çalışma gerekliliği ve yapı kalitesine doğrudan etkileri paylaşılmalıdır. Tasarım ve uygulamadaki bütünselliğin önemi ve uygulama öncesi tasarım hizmetlerinin tamamen bitmiş olmasının gerekliliği ve bunun sağlanmasıyla yatırım maliyetine olumlu yansımaları mümkün olacaktır” dedi.

Elektrik Tesisat Mühendisleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cemaloğlu, konferansta “Elektrik Tesisat Sektörü Güncel Gelişmeleri, Sorunları ve Çözüm Önerileri” oturumunda konuşmacı olarak yer aldı. Cemaloğlu, “Değişimlerin oldukça hız kazandığı dünyamızda ülkemizin elektrik sektörünün sürdürülebilir şekilde etkili kılmak için hedeflerimize uygun insan kaynağımızı, uluslararasında da kabul görmüş güncel standartlarımızın ve buna uygun şekilde üretilen ürün ve hizmetlerin kontrolünü tam ve doğru şekilde sağlamamız ve yönlendirmemiz gerekmektedir. Ülkemizin kaynakları bunu başarmak için yeterlidir” diye konuştu.

MÜSİAD İnşaat Sektör Kurulu Başkanı Reha Yeltekin, konferansta “İnşaat ve Konut Sektöründe Yurtdışı Açılımı Yol Haritası” konulu oturumda yer alarak sektörel değerlendirmede bulundu.

Türk Tesisat Mühendisleri Derneği Genel Sekreteri Dr. Kemal Gani Bayraktar, Türkiye’de toplam enerjinin yüzde 70’inin binalarda ve sanayide tüketildiğini, küresel ve bölgesel gelecek ihtiyaçlarını da öngören bütünleşik tasarım ve mekanik tesisat çözümlemelerinin yüzde 50’nin üzerinde enerji tüketimini azaltacağını, özellikle güneş enerjisiyle ısıtma, soğutma, sıcak su elde edilmesi gibi sıfır karbon ve yerli yenilenebilir enerji kaynakları destekli teknolojilere ağırlık verilmesi gerektiğini belirtti. Bayraktar, “Çarpık yapılaşma ve niteliksiz konutların hızla yenilenmesini amaçlayan kentsel dönüşüm ve yeni bina projelerinde; sıfıra yakın enerjili çevre dostu binaların hayata geçirilmesi, etkin enerji verimliliğini sağlamada, sağlıklı çevre ve yaşam alanlarına kavuşmada önemli bir fırsat. Bu dönüşüm sağlanırken geleceğin ihtiyaçları dikkate alınıp enerji tasarrufuna yönelik bütünleşik tasarlanmış yüksek enerji korunumlu yerleşimlerde güneş, biyogaz ve jeotermal kaynaklı yenilenebilir enerjilerle destekli hibrit bölgesel ısıtma ve soğutma çözümleri de ele alınmalıdır. Ekonomide yüksek büyüme fırsatlarını da sunan düşük karbonlu sürdürülebilir gelecek için inisiyatif alarak değişimi yönetmek hepimizin sorumluluğudur” açıklamasında bulundu.